ABD'de Başkan Donald Trump'ın onay oranı, göreve gelmesinden bu yana en düşük seviyeye geriledi. Massachusetts Amherst Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir kamuoyu yoklaması, 2024 başkanlık seçimlerinde Trump'a oy veren seçmenlerin altıda birinin (yaklaşık %17) bugün yapılacak bir seçimde kendisine oy vermeyeceğini ortaya koydu. Bu durum, başkanın kendi tabanındaki erozyonun ve ülke genelindeki memnuniyetsizliğin boyutunu gözler önüne seriyor. Araştırma, Trump'ın ikinci döneminin başlarındaki politikalarına ve uygulamalarına yönelik artan hoşnutsuzluğu işaret ediyor.
Anketin Ayrıntıları: Seçmen Davranışındaki Kırılma
UMass Amherst'in 20-24 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirdiği anket, 1.000 kayıtlı seçmenle yapıldı ve sonuçlar 26 Şubat'ta yayımlandı. Ankete göre, 2024'te Trump'a oy verenlerin %17'si, gelecekteki bir seçimde kendisini desteklemeyeceğini belirtirken, yalnızca %71'i hala destekleyeceğini söyledi. Geri kalan %12'lik kesim ise kararsız olduğunu ifade etti. Bu oranlar, Trump'ın tabanındaki çatlakların büyüdüğünü gösteriyor. Özellikle ekonomi, sağlık hizmetleri ve dış politika konularında başkanın politikalarına yönelik güvenin azaldığı gözlemleniyor.
Anketin dikkat çeken bir diğer bulgusu ise bağımsız seçmenler arasındaki desteğin çökmesi. Bağımsızların yalnızca %28'i Trump'ın performansını onaylarken, bu oran Kasım ayında %40 civarındaydı. Demokrat seçmenlerde ise onay oranı zaten düşükken, bu düşüş eğilimi Cumhuriyetçi tabana da sıçramış durumda. Özellikle 2024'te Trump'a oy veren genç seçmenler (18-29 yaş arası) arasında desteğin belirgin şekilde azaldığı görülüyor; bu grup içinde şimdi yalnızca %55'i tekrar oy vereceğini söylüyor. Bu durum, başkanın özellikle ekonomik belirsizlikler ve işsizlik endişeleri nedeniyle genç seçmenleri ikna etmekte zorlandığını ortaya koyuyor.
Siyasi ve Küresel Etkiler
Trump'ın onay oranındaki bu düşüş, yalnızca iç siyasette değil, küresel ölçekte de yankı buluyor. Başkanın politikalarına artan muhalefet, ülke içinde istikrarsızlık sinyali olarak algılanırken, müttefik ülkelerin gözünde ABD'nin güvenilirliğini zedeleyebilir. Özellikle NATO zirveleri ve ticaret anlaşmazlıklarında Trump yönetiminin kararlılığı konusunda şüpheler doğabilir. Uzmanlar, erken dönemde bu kadar düşük bir onay oranının, başkanın ikinci döneminde yasama gündemini ilerletme kabiliyetini ciddi şekilde kısıtlayabileceğine dikkat çekiyor. Kongre'deki Cumhuriyetçi milletvekilleri, 2026 ara seçimleri öncesinde popüler olmayan başkandan mesafe alma eğilimine girebilir.
Küresel piyasalar da bu gelişmeyi yakından izliyor. Trump yönetiminin ticaret politikalarındaki belirsizlikler, doların değerinde dalgalanmalara ve gelişmekte olan piyasalarda risk algısının artmasına neden olabilir. Özellikle Avrupa ve Asya'daki liderler, ABD'nin iç siyasi çalkantılarının uluslararası anlaşmalara etkisi konusunda temkinli. Analistler, Trump'ın zayıf onay oranının, müttefiklerle ilişkilerde müzakere gücünü azaltacağını ve dış politikada daha öngörülemez bir tablo çizebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin ABD ile ilişkileri açısından önemli sinyaller taşıyor. Trump'ın zayıflayan iç desteği, özellikle ikili ilişkilerde kırılganlık yaratabilir; zira başkan, iç politikada zor durumda kaldığında dış politikada daha agresif veya öngörülemez adımlar atabiliyor. Türkiye, F-16 alımı, Suriye'nin kuzeyindeki PKK/YPG işbirliği ve yaptırım riskleri gibi konularda Trump yönetimiyle müzakere ederken, bu tablonun Ankara lehine fırsatlar sunabileceği gibi riskleri de beraberinde getireceği değerlendiriliyor. Öte yandan, ABD'nin istikrarsız bir döneme girmesi, küresel güç dengelerini etkileyebilir; bu da Türkiye'nin çok yönlü dış politikasında manevra alanını genişletebilir. Ancak uzmanlar, Türkiye'nin ABD'deki siyasi dalgalanmalara karşı dikkatli bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini vurguluyor.