ABD'de federal bir yargıç, Başkan Donald Trump yönetiminin, Filistin yanlısı gösterilere katılan uluslararası öğrencilerin öğrenci vizelerini iptal etme uygulamasının Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmetti. Bu karar, Trump'ın göçmen karşıtı politikalarına karşı verilen en önemli hukuki yenilgilerden biri olarak değerlendiriliyor. Massachusetts Bölge Mahkemesi Yargıcı Richard Stearns'in verdiği karar, İranlı doktora öğrencisi Alireza Doroudi'nin açtığı davada alındı. Yargıç, yönetimin öğrencilerin siyasi ifadeleri nedeniyle vize statülerini iptal etmesinin, Birinci Anayasa Değişikliği ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirtti.
Kararın Ayrıntıları ve Hukuki Gerekçe
Yargıç Stearns, 54 sayfalık kararında, hükümetin Doroudi'nin vizesini, onun Columbia Üniversitesi'ndeki Filistin yanlısı kampüs protestolarındaki rolü nedeniyle iptal ettiğini tespit etti. Kararda, "Öğrencinin göçmenlik statüsünün, onun siyasi görüşleri ve ifadeleri nedeniyle iptal edilmesi, Anayasa'nın açık bir ihlalidir" ifadelerine yer verildi. Yargıç, hükümetin ulusal güvenlik gerekçelerini somut kanıtlarla destekleyemediğini, bunun yerine öğrencinin protestolara katılımını gerekçe gösterdiğini kaydetti.
Karar, yalnızca Doroudi'nin davasını kapsamakla kalmıyor; benzer durumdaki diğer öğrenciler için de emsal teşkil edebilecek nitelikte. Trump yönetimi, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırılarının ardından başlayan ve ABD genelindeki üniversitelerde yoğunlaşan Filistin yanlısı protestolara katılan uluslararası öğrencilere yönelik sert bir tutum sergiliyordu. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu öğrencilerin vizelerinin iptal edilmesi için yoğun çaba sarf etmiş, sosyal medyada da bu uygulamayı savunmuştu.
Doroudi'nin avukatı Brian Hauss, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Bu karar, hükümetin siyasi muhalefeti susturmak için göçmenlik yasalarını silah olarak kullanmasına karşı önemli bir zaferdir. Hiç kimse, ifade özgürlüğünü kullandığı için ülkeden sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya kalmamalıdır" dedi. Doroudi ise karar sonrası yaptığı açıklamada, "ABD Anayasası'nın koruması altında olduğumu bilmek büyük bir rahatlama. Bu karar, adaletin tecelli ettiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Küresel Boyut ve İfade Özgürlüğü Tartışması
Bu dava, ABD'deki üniversitelerde yaşanan ifade özgürlüğü tartışmalarının da bir yansıması. Özellikle İsrail-Hamas savaşının ardından üniversite kampüslerinde artan gerilim, öğrencilerin Filistin yanlısı görüşlerini dile getirmelerini zorlaştıran bir atmosfer yaratmıştı. Pek çok akademisyen ve sivil toplum örgütü, Trump yönetiminin bu uygulamasını 'siyasi baskı aracı' olarak nitelendiriyor.
Karar, uluslararası öğrencilerin ABD'deki güvenliğine ilişkin endişeleri de gündeme getirdi. ABD'de yaklaşık 1,5 milyon uluslararası öğrenci eğitim görüyor; bunların önemli bir kısmı Ortadoğu ve Güney Asya kökenli. Uzmanlar, bu tür uygulamaların ABD'nin küresel eğitim cazibesine zarar verebileceğini, öğrenci değişim programlarını olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. American Civil Liberties Union (ACLU) gibi kuruluşlar, kararı memnuniyetle karşılarken, benzer davaların sürmekte olduğunu ve bu kararın emsal teşkil edebileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, ABD'deki yargı bağımsızlığının ve ifade özgürlüğünün korunması açısından önemli bir gösterge olmakla birlikte, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir yönü bulunmuyor. Ancak, ABD'de eğitim gören Türk öğrencileri ve akademisyenleri etkileyebilecek genel bir göçmen politikası bağlamında değerlendirilebilir. Özellikle son dönemde ABD'de artan yabancı düşmanlığı ve vize kısıtlamaları, Türk öğrencilerin ABD'ye olan ilgisini azaltabilir; bu da iki ülke arasındaki eğitim ve bilimsel iş birliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, kararın küresel ölçekte ifade özgürlüğüne ilişkin tartışmalara yansıması, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası platformlarda benzer konuların gündeme gelmesine katkı sağlayabilir.