Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı bir telefon görüşmesinde, “Tüm Yahudiler senden bıktı” dediği ve eğer Gazze barış planını sabote ederse ondan “boşanacağını” söylediği iddia edildi. Bu çarpıcı iddia, Amerikalı gazeteci Bob Woodward'ın yeni kitabı “War”da yer aldı. Kitap, Trump'ın Netanyahu'ya yönelik öfkeli çıkışını ve ikili arasındaki gergin ilişkiyi detaylandırıyor. Woodward'ın aktardığına göre, Trump, Netanyahu'yu “çok kötü bir müzakereci” olarak nitelendirdi ve İsrail'in Gazze savaşındaki tutumunu sert bir dille eleştirdi. Bu ifşaat, Trump ile Netanyahu arasındaki karmaşık ve inişli çıkışlı ilişkiye yeni bir boyut kazandırırken, bölgedeki barış çabaları ve ABD-İsrail ilişkileri açısından da önemli soruları gündeme getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Trump'ın Gazze Barış Planı ve Netanyahu ile Gerilim
Bob Woodward, daha önce Watergate skandalıyla tanınan efsanevi bir gazeteci olarak, Amerikan siyasetinin perde arkasını ortaya koyan kitaplarıyla biliniyor. “War” adlı son kitabında, Trump'ın başkanlık dönemine ve sonrasına ışık tutuyor. Kitapta, Trump'ın 2023 sonlarında Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin ayrıntıları yer alıyor. Görüşme, Trump'ın “İbrahim Anlaşmaları” olarak bilinen ve İsrail ile birkaç Arap ülkesi arasında normalleşmeyi sağlayan sürecin bir benzerini Gazze için hayata geçirmeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Ancak Netanyahu'nun bu planı benimsememesi ve Gazze'de devam eden askeri operasyonlar, Trump'ı çileden çıkardı.
Woodward'a göre Trump, Netanyahu'ya şöyle dedi: “Senin sorunun ne? Tüm Yahudiler senden bıktı. Bak, sen çok kötü bir müzakerecisin. Seni herkes sevmiyor.” Trump ayrıca, Netanyahu'nun ateşkes ve rehine takası anlaşmasını baltalaması halinde, “Senden boşanırım” uyarısında bulundu. Bu sözler, Trump'ın Netanyahu'ya yönelik artan hayal kırıklığını gösteriyor. Trump daha önce de Netanyahu'yu “kendi topraklarında mahsur kalmış bir lider” olarak tanımlamıştı. Kitap, Trump'ın Netanyahu'nun savaş yönetimini ve ABD çıkarlarına zarar verdiğini düşündüğü hamlelerini eleştirdiğini ortaya koyuyor.
Bu gelişme, Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerine hazırlandığı bir dönemde geliyor. Trump, kampanya sürecinde İsrail yanlısı söylemini sürdürse de, Netanyahu ile arasındaki bu tür gerilimler, onun İsrail politikasının tutarlılığı konusunda soru işaretleri yaratıyor. Öte yandan Netanyahu, İsrail'de koalisyon hükümetinin devamı için mücadele ederken, uluslararası baskı altında.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD-İsrail İlişkilerinde Yeni Bir Kırılma mı?
Woodward'ın kitabı, sadece iki lider arasındaki kişisel gerilimi değil, aynı zamanda ABD-İsrail ilişkilerinin geleceği açısından da önemli ipuçları veriyor. Trump'ın başkanlığı sırasında Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve Golan Tepeleri'ndeki egemenliğini onaylaması gibi adımlarla İsrail'e güçlü destek vermesine rağmen, Netanyahu ile arasındaki bu tür sürtüşmeler, ilişkilerin kişisel düzeyde ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, Trump'ın bu açıklamalarının, İsrail'in ABD'deki iki partili desteğini sorgulayabileceğini belirtiyor.
Bölgesel düzeyde, Gazze'de devam eden savaş ve insani kriz, Trump'ın “boşanma” tehdidini daha anlamlı kılıyor. Trump'ın Filistinlilere yönelik barış planı, Netanyahu'nun askeri hedefleriyle çelişiyordu. Kitapta ayrıca, Trump'ın Netanyahu'nun Gazze'deki taktiklerini “korkunç” olarak nitelendirdiği ve sivil kayıplardan rahatsız olduğu belirtiliyor. Bu, Trump'ın daha önce güçlü bir İsrail yanlısı olarak bilinen imajına tezat oluşturuyor. Ancak Trump'ın bu söylemleri, seçim döneminde Yahudi seçmenleri etkileme amaçlı olabilir.
Küresel ölçekte, bu tür açıklamalar, ABD'nin Ortadoğu politikasında bir değişikliğe işaret edebilir. Joe Biden yönetimi, Netanyahu hükümetine karşı daha temkinli bir tutum sergilerken, Trump'ın olası bir dönüşü, ABD'nin İsrail'e bakışını nasıl etkileyecek? Bu soru, bölge ülkeleri tarafından yakından takip ediliyor. Ayrıca, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle normalleşme süreci, Trump'ın planladığı barış anlaşmasının temelini oluşturuyordu. Netanyahu'nun bu süreci baltalaması, bölgesel ittifakları da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği destek ve bölgesel politikaları açısından önemli. Trump'ın Netanyahu'ya yönelik eleştirileri, ABD-İsrail ilişkilerindeki potansiyel kırılmayı gösterse de, Türkiye'nin bu durumdan doğrudan bir kazanım elde etmesi beklenmez. Ancak Trump'ın Gazze'de barış planına vurgu yapması, Türkiye'nin iki devletli çözüm çağrılarıyla örtüşüyor. Eğer Trump yeniden başkan olur ve İsrail'e yönelik baskıyı artırırsa, Türkiye'nin Filistin yanlısı tutumu uluslararası alanda daha fazla destek bulabilir. Öte yandan, bu tür kişisel gerilimler, ABD-İsrail ilişkilerinin kurumsal düzeyde sağlam olduğu düşünüldüğünde, Türkiye'nin dış politikası için ani bir fırsat yaratmaz. Türkiye, kendi çıkarları doğrultusunda, bölgede dengeleyici bir rol üstlenmeye devam edecektir.