Yeni yayımlanan bir kitaba göre, eski ABD Başkanı Donald Trump, 2025 yılında Gazze'de ateşkes sağlanması için yürütülen müzakereler sırasında dönemin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yaptığı bir telefon görüşmesinde, "Bütün Yahudiler senden bıktı" ifadesini kullandı. Kitap, iki lider arasındaki bu sert diyaloğun, ABD-İsrail ilişkilerinde yeni bir kırılma noktasına işaret ettiğini öne sürüyor. İddiaya göre Trump, Netanyahu'nun ateşkes sürecindeki tutumunu eleştirirken, aynı zamanda İsrail halkının ve özellikle Yahudi toplumunun başbakandan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Kitaptaki İddialar ve Siyasi Yansımaları
Henüz resmi olarak yayımlanmayan ancak ön baskıları sızdırılan kitap, Trump'ın Netanyahu'ya yönelik bu sözlerini, iki lider arasındaki uzun süredir devam eden gergin ilişkinin bir yansıması olarak sunuyor. Kaynaklara göre Trump, aynı telefon görüşmesinde Netanyahu'nun bölgedeki istikrarı baltaladığını ve ABD'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırdığını ima etti. Kitap ayrıca, Trump'ın 2024 seçim kampanyası sırasında Netanyahu'ya destek verdiği algısının aksine, aslında ikili arasında ciddi bir güvensizlik olduğunu ortaya koyuyor. İsrail siyasetindeki kaynaklar, bu tür bir ifadenin Netanyahu'nun hem ulusal hem de uluslararası alandaki itibarını zedeleyebileceğini belirtiyor. Özellikle Biden yönetiminin ardından yeniden başkanlık koltuğuna oturan Trump'ın, Netanyahu'ya karşı bu kadar sert bir üslup kullanması, İsrail muhalefeti tarafından da eleştiri konusu oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu iddia, sadece ABD-İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda tüm Ortadoğu'daki dengeleri etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Trump'ın İsrail Başbakanı'na yönelik bu sözleri, Washington'un bölge politikasında bir değişimin sinyali olarak yorumlanabilir. Özellikle Gazze ateşkes müzakerelerinin kritik bir aşamada olduğu bir dönemde, ABD'nin en üst düzey yetkilisinin bu tür bir ifade kullanması, müzakerelerin seyrini doğrudan etkileyebilir. Kitap ayrıca, Trump'ın Netanyahu'yu ABD'nin çıkarlarına aykırı hareket etmekle suçladığını ve bu nedenle iki ülke arasında yeni bir krizin yaşanabileceğini öne sürüyor. Bölgedeki diğer aktörler, özellikle Filistin yönetimi ve Arap ülkeleri, bu gelişmeyi ABD'nin İsrail'e yönelik eleştirisinde bir kırılma olarak görüp kendi stratejilerini buna göre şekillendirebilir. Öte yandan, Cumhuriyetçi Parti içindeki Yahudi oyları ve İsrail yanlısı lobinin tepkisi de merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze ateşkes sürecinde aktif bir rol üstlenirken, ABD-İsrail arasındaki bu tür bir gerilim Ankara'nın diplomatik manevra alanını genişletebilir. Eğer iddialar doğruysa, Trump'ın Netanyahu'ya yönelik bu eleştirisi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destekle örtüşen bir söylem olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum, ABD ile ilişkilerde yeni bir fırsat penceresi de yaratabilir; zira Washington'un İsrail'e yönelik daha dengeli bir politika izlemesi, Türkiye'nin bölgesel pozisyonunu güçlendirebilir. Yine de iddianın doğruluğu kanıtlanana kadar temkinli olmakta fayda var.