Eski ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Lübnan'da yürüttüğü savaştan dolayı kendisine 'kızdığını' ilk kez kamuoyu önünde doğruladı. Trump, geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir açıklamada, Netanyahu'nun 2006 Lübnan Savaşı'nı sona erdirmek için yeterli çabayı göstermediğini ve bu durumun kendisini rahatsız ettiğini söylemişti. Şimdi ise bu sözlerini teyit eden Trump, Netanyahu ile arasındaki gerilimin bir süredir devam ettiğini ima etti. Bu açıklama, iki lider arasındaki ilişkilerin sanıldığı kadar sıcak olmadığını gösterirken, bölgedeki siyasi dengeleri de yeniden gündeme getirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Donald Trump ve Binyamin Netanyahu, Trump'ın başkanlığı döneminde (2017-2021) genellikle yakın müttefikler olarak biliniyordu. Trump, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan ve ABD büyükelçiliğini buraya taşıyan kararı alırken, Netanyahu da Trump'ın Orta Doğu Barış Planı'nı desteklemişti. Ancak 2020 ABD başkanlık seçimlerinde Trump'ın yenilmesinin ardından Netanyahu, Joe Biden'ın zaferini tebrik eden ilk dünya liderlerinden biri oldu. Bu durum, Trump'ın hoşuna gitmemiş ve ikili arasında soğuk rüzgarlar esmeye başlamıştı. Trump, bu olayın ardından Netanyahu'yu 'sadık olmamakla' suçlamış, hatta 'Bibi' lakaplı lidere yönelik eleştirilerini artırmıştı.
Lübnan savaşına gelince, 2006 yılında İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan 34 günlük çatışma, bölgede büyük yıkıma yol açmıştı. Savaş, Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı kararıyla sona erdirilmiş olsa da, Trump'ın iddiasına göre Netanyahu, çatışmaları daha da uzatmak istemişti. Trump, 'Netanyahu savaşı bitirmek istemedi. Ben onu durdurmak zorunda kaldım' şeklindeki ifadeleriyle, 2006'daki rolünü abartarak anlatıyor. O dönemde Trump henüz siyasi bir figür değildi; sadece bir iş adamı ve televizyon kişiliğiydi. Bu nedenle, Trump'ın Netanyahu'yu savaşı bitirmeye ikna ettiği iddiası, birçok analist tarafından şüpheyle karşılanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın bu açıklaması, sadece iki lider arasındaki kişisel gerilimi değil, aynı zamanda ABD-İsrail ilişkilerinin geleceğini de etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Trump, 2024 başkanlık seçimleri için yeniden aday olmayı düşünürken, Netanyahu da zorlu bir siyasi süreçten geçiyor. İsrail'de yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanan Netanyahu, koalisyon hükümetini ayakta tutmakta zorlanıyor. Bu bağlamda, Trump'ın desteğini kaybetmek Netanyahu için diplomatik bir darbe anlamına gelebilir.
Bölge ülkeleri ise bu gelişmeyi yakından takip ediyor. Lübnan, Suriye ve Filistin gibi aktörler, ABD-İsrail ilişkilerindeki olası bir soğumanın kendilerine nasıl yansıyacağını hesaplıyor. Özellikle Hizbullah, bu açıklamayı kendi lehine kullanarak İsrail'e karşı diplomatik bir hamle yapmayı deneyebilir. Trump'ın sözleri, aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti kanadında da tartışma yarattı; bazı parti üyeleri Trump'ın Netanyahu'yu eleştirmesini doğru bulmazken, diğerleri bu durumun ABD'nin çıkarlarına uygun olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir İsrail'in Filistin ve Lübnan politikalarını eleştirmekte ve bölgede dengeli bir tutum izlemeye çalışmaktadır. Trump'ın Netanyahu'ya yönelik bu eleştirileri, Türkiye'nin İsrail'e yönelik söylemleriyle kısmen örtüşse de, Ankara'nın bu gelişmeyi doğrudan bir politika değişikliği olarak yorumlaması beklenmez. Ancak, ABD'deki siyasi iklimin İsrail'e daha eleştirel bir hale gelmesi, orta vadede Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve Filistin meselesindeki tutumuna dolaylı olarak fayda sağlayabilir. Öte yandan, Türkiye-İsrail ilişkileri son dönemde normalleşme sürecine girmişken, bu tür bir söylemin bölgeyi yeniden germe ihtimali bulunmaktadır.