Eski ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde medya patronu Rupert Murdoch ile bir araya geldiği toplantıda, doğrudan kendisine 2028 Cumhuriyetçi Parti başkan adaylığı yarışında Ohio Senatörü J.D. Vance ile Florida Senatörü Marco Rubio arasında kimi tercih ettiğini sordu. Üç ismin aynı masada oturduğu bu kritik görüşmede, Trump’ın Murdoch’a yönelttiği soru, hem parti içi dengeler hem de medya imparatorluğunun siyasi etkisi açısından büyük yankı uyandırdı.
Gelişmenin arka planı
Habere göre, Trump’ın Mar-a-Lago’daki malikanesinde gerçekleşen bir akşam yemeğinde, Rupert Murdoch, Donald Trump ve 2028 için potansiyel adaylar J.D. Vance ile Marco Rubio bir araya geldi. Trump, Murdoch’a doğrudan “Peki, Vance mi yoksa Rubio mu?” diye sordu. Murdoch’un bu soruya net bir yanıt vermediği, ancak daha önce özel sohbetlerinde Rubio’ya övgüler dizdiği belirtiliyor.
Medya imparatoru Murdoch, Fox News ve The Wall Street Journal gibi güçlü yayın organlarının sahibi olarak Cumhuriyetçi Parti içinde önemli bir kral yapıcı rolü oynuyor. 2024 başkanlık seçimlerinde Trump’a verdiği desteğin sınırlı kalması, parti içinde Murdoch’un yeni bir ismi destekleyebileceği yorumlarına yol açmıştı.
Anketler, 2028 Cumhuriyetçi ön seçimlerinde J.D. Vance’in yüzde 35 ile açık ara önde olduğunu gösteriyor. Vance, Ohio’dan senatör seçilmesinin ardından Trump yanlısı popülist kanadın yükselen yıldızı haline geldi. Rubio ise yüzde 18 ile ikinci sırada yer alıyor. Ancak Murdoch’un Rubio’ya daha sıcak baktığı, onun daha geleneksel muhafazakar ve dış politika konularında deneyimli bir figür olduğu belirtiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Murdoch’un tercihi, yalnızca ABD iç siyasetini değil, küresel dengeleri de etkileyebilecek bir faktör. Vance, izolasyonist ve “Önce Amerika” çizgisine yakın dururken, Rubio daha müdahaleci bir dış politika anlayışına sahip. Özellikle Çin, Rusya ve Orta Doğu konularında iki isim arasında belirgin farklılıklar bulunuyor.
Rubio, Latin Amerika kökenli olması ve Florida’daki güçlü Küba-Amerikan lobisi desteğiyle, özellikle Venezuela ve Nikaragua gibi ülkelere yönelik sert yaptırım politikalarını savunuyor. Vance ise daha çok Çin’e karşı ekonomik milliyetçilik ve Ukrayna’ya yardımın sınırlandırılması gibi konulara odaklanıyor.
Bu nedenle Murdoch’un medya gücünü hangi aday için kullanacağı, sadece Amerikan siyasetinde değil, transatlantik ilişkiler, Çin’e karşı tutum ve Orta Doğu’daki angajman açısından da belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu iç rekabet, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de dolaylı etkiler yaratabilir. Vance’in izolasyonist eğilimleri, NATO’nun geleceği ve Türkiye’nin savunma ortaklıkları açısından risk oluşturabilir. Rubio ise daha geleneksel bir Cumhuriyetçi dış politika çizgisi izleyerek Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hakları ve Suriye politikası konularında daha sert bir duruş sergileyebilir. Murdoch’un medya gücünü kullanacağı aday, Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini etkileyebilecek önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.