ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, Ulusal Park Servisi'ne (NPS) bağlı en az 37 ayrı bölgede, "Amerikalıları küçük düşürdüğü" gerekçesiyle onlarca tabela, sergi panosu ve tanıtım filmini kaldırdı. Mahkeme dosyalarına yansıyan bu karar, özellikle Yerli Amerikan tarihi ve çevresel adalet temalı içerikleri hedef aldı. Uygulama, Trump'ın imzaladığı bir başkanlık kararnamesine dayanıyor ve ulusal anlatıyı yeniden şekillendirme çabası olarak değerlendiriliyor.
Kararın arka planı: Hangi içerikler kaldırıldı?
Mahkeme belgelerine göre, kaldırılan malzemeler arasında "Amerika'nın karmaşık mirası"nı ele alan sergiler, iklim değişikliğinin milli parklara etkisini anlatan filmler ve kadın hakları ile ırkçılık karşıtı temalar içeren panolar bulunuyor. Örneğin, Arizona'daki Organ Pipe Cactus Ulusal Anıtı'nda sınır güvenliği politikalarının göçmenler üzerindeki etkisini anlatan bir sergi kaldırılırken, Wyoming'deki Devils Tower Ulusal Anıtı'nda Yerli Amerikalıların manevi bağlarını vurgulayan bir tabela söküldü. NPS iç yazışmalarında kararnamenin "Amerikan karşıtı anlatıyı" hedef aldığı belirtildi.
Kararname, Ocak 2025'te imzalanmış ve federal kurumları "Amerikan düşmanı ideolojileri" yayan materyalleri tespit edip kaldırmakla görevlendirmişti. Beyaz Saray Sözcüsü, yaptığı açıklamada "Ulusal parklarımız, Amerikan tarihinin en büyük anlarını kutlamalı; bölücü ve suçlayıcı anlatılara yer vermemelidir" dedi. Ancak eleştirmenler, bu hamlenin tarihsel gerçekleri sansürlemek ve muhalif sesleri susturmak anlamına geldiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sembolik bir savaş
Kaldırma işlemi, özellikle Kaliforniya, New York, Arizona ve Alaska gibi eyaletlerde yoğunlaştı. Çevre örgütleri ve Yerli Amerikan grupları, kararı derhal protesto etti. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) konuyu ifade özgürlüğü ihlali olarak mahkemeye taşıdı. Küresel ölçekte ise UNESCO, bazı parkların Dünya Mirası statüsünün gözden geçirilebileceği uyarısında bulundu. Trump yönetiminin bu adımı, kültürel mirasın siyasallaştırılması konusunda uluslararası kamuoyunda tartışma yarattı. Özellikle yeni Zelanda ve Kanada, kendi ulusal parklarında benzer uygulamaları reddettiklerini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin ABD ile ilişkileri ve kültürel diplomasi bağlamında, bu gelişme doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı sonuçlar doğurabilir. Trump yönetiminin tarih yazımına müdahalesi, uluslararası kamuoyunda ABD'nin yumuşak gücünü zayıflatma potansiyeli taşıyor. Türkiye, özellikle kendi milli parklarında ve tarihî alanlarında benzer bir tartışmaya sürüklenmemek adına, kültürel miras yönetiminde tarafsızlık ilkesine bağlı kalmalıdır. Ayrıca, küresel medya ve akademik çevrelerde yankı uyandıran bu sansür hamlesi, Türkiye'nin ABD ile yürüttüğü kültürel mübadele programlarını da dolaylı olarak etkileyebilir.