ABD'de giderek artan sayıda kanser hastası, kemoterapi gibi kanıtlanmış tedavileri reddederek, veterinerlikte hayvanlarda parazit tedavisinde kullanılan ivermektin adlı ilaca yöneliyor. Bu tehlikeli akım, COVID-19 salgını sırasında ivermektinin virüse karşı etkili olduğuna dair yanlış inanışlarla popüler hale gelmesinin bir uzantısı olarak görülüyor. Doktorlar, hastaların bu şekilde hayatlarını riske attığı konusunda ciddi endişeler taşıyor.
İvermektin çılgınlığı kanser hastalarını da etkiliyor
İvermektin, özellikle sığır ve at gibi hayvanlarda bağırsak parazitleri, uyuz ve bit gibi enfeksiyonların tedavisinde kullanılan bir antiparaziter ilaçtır. Bazı tropikal hastalıkların (onkoserkiazis gibi) insan tedavisinde de sınırlı dozlarda kullanılsa da, kanser tedavisinde herhangi bir etkinliği kanıtlanmamıştır. Ancak sosyal medyada dolaşan yanlış bilgiler ve bazı alternatif tıp savunucularının iddiaları nedeniyle, ivermektin kanser hastaları arasında popülerlik kazanıyor. Hastalar, kemoterapinin yan etkilerinden korkarak veya geleneksel tıbba güvenmeyerek bu ilaca yöneliyor. Doktorlar, bu durumun hastaların tedavi edilebilir kanser türlerinde bile ölüme yol açabileceğini vurguluyor.
Bilimsel kanıt yok, ölüm riski yüksek
Uzmanlar, ivermektinin kanser tedavisinde herhangi bir faydası olduğuna dair hiçbir bilimsel çalışma bulunmadığını belirtiyor. Aksine, ilacın yüksek dozlarda karaciğer hasarı, nörolojik sorunlar ve hatta ölüme yol açabileceği biliniyor. Amerikan Kanser Derneği ve Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), kanser hastalarını ivermektin kullanmamaları konusunda uyarıyor. Ancak sosyal medyadaki yanıltıcı paylaşımlar ve alternatif sağlık gruplarının etkisiyle hasta sayısı artıyor. Onkologlar, hastaların bu tür tedavilere yönelmesinin, kanserle mücadelede yıllarca süren bilimsel ilerlemeleri baltaladığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu sağlık krizi, küresel ölçekte yanlış bilginin yayılmasının ve tıbba güvensizliğin bir sonucu olarak Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye'de de benzer şekilde kanser hastaları arasında bilim dışı tedavilere yönelim görülebilir. Sağlık otoritelerinin, halkı bilinçlendirici kampanyalar düzenlemesi ve sosyal medyada yayılan yanlış bilgilere karşı etkin mücadele etmesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'deki kanser tedavi merkezlerinin hastalara psikolojik destek sağlaması ve kemoterapi korkusunu azaltmaya yönelik çalışmalar yapması, bu tür tehlikeli akımların önüne geçilmesine yardımcı olabilir.