ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'nın Évian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 Zirvesi'nde yaptığı açıklamada, İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri operasyonlarının devam etmesi halinde bile ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik varılan anlaşmanın ayakta kalabileceğini belirtti. Bir gazetecinin "İran anlaşması, İsrail'in Lübnan'a saldırması halinde ayakta kalabilir mi?" sorusuna Trump, "Evet, kalabilir" yanıtını verdi. Bu açıklama, bölgede tırmanan gerilim ve diplomatik kriz ortamında kritik bir çıkış olarak değerlendirildi.
Anlaşmanın arka planı ve Trump'ın tutumu
Trump, İran ile varılan anlaşmanın temel olarak Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji ticaretinin güvenliğini sağlamayı hedeflediğini vurguladı. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor. ABD yönetimi, İran'ın bölgedeki askeri varlığını ve Husiler gibi müttefik gruplara desteğini sürdürmesi nedeniyle anlaşmayı eleştiriyordu. Ancak Trump, Lübnan'daki çatışmaların anlaşmanın uygulanmasını engellemeyeceğini savundu.
Trump, G7 Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, "İran ile iyi bir anlaşma yaptık. Bu anlaşma, bölgedeki istikrarı artıracak. İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü operasyonlar, anlaşmanın temel hedefleriyle çelişmiyor" dedi. ABD Başkanı, ayrıca İran'ın nükleer programına ilişkin endişeleri gidermek için ek müzakerelere açık olduğunu ima etti. Beyaz Saray yetkilileri, anlaşmanın teknik detaylarının henüz tamamlanmadığını, ancak çerçeve anlaşmanın yürürlükte olduğunu belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın bu açıklaması, İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmaların tırmandığı bir döneme denk geldi. İsrail, Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırırken, Lübnan sivil kayıpların arttığını bildiriyor. Bölgesel güçler, ABD-İran anlaşmasının İsrail'in operasyonlarına dolaylı olarak yeşil ışık yakabileceği yorumunu yaparken, İran'ın anlaşmayı kendi çıkarları için kullandığı eleştirileri de gündeme geliyor.
Küresel piyasalarda ise Hürmüz Boğazı'nın açık kalması, petrol fiyatlarının istikrarı açısından olumlu karşılandı. Uzmanlar, anlaşmanın sürmesi halinde enerji arz güvenliğinin bir süre daha korunacağını, ancak İsrail-Lübnan çatışmasının genişlemesi durumunda risklerin artabileceğini belirtiyor. Ayrıca, anlaşma ABD'nin İran üzerindeki yaptırım politikasında bir esneme olarak yorumlanırken, İran'ın nükleer faaliyetlerine dair soru işaretleri devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin hem enerji güvenliği hem de bölgesel istikrar politikaları açısından kritik öneme sahiptir. Hürmüz Boğazı'nın açık kalması, Türkiye'nin Körfez ülkelerinden yaptığı petrol ve doğal gaz ithalatının kesintisiz devamı anlamına gelir. Aynı zamanda, İsrail-Lübnan çatışmasının tırmanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını ve Kıbrıs meselesini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, bölgesel dengeleri gözeterek hem İran anlaşmasını destekleyen hem de Lübnan'daki istikrarı korumaya yönelik bir diplomatik hat izlemek durumundadır. ABD-İran yakınlaşması, Türkiye'nin İran ile olan ticari ilişkilerini ve enerji iş birliğini de olumlu etkileyebilir.