Donald Trump'ın yeniden başkan seçilmesi, ABD-Küba ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Ancak uzmanlar, Küba ekonomisinin yapısal sorunlarının ambargo ve komünizmle sınırlı olmadığını, adanın yatırım cazibesinin bu faktörlerden bağımsız olarak da zayıf olduğunu belirtiyor. Küba, uzun yıllardır süren ABD ambargosu ve içe dönük ekonomi politikalarıyla boğuşurken, Trump'ın olası bir yumuşama adımı kısa vadede bir soluk getirebilir, ancak kalıcı bir çözüm sunmaktan uzak.
Gelişmenin arka planı: Ambargonun ağırlığı ve yapısal engeller
Küba ekonomisi, 1962'den beri uygulanan ABD ambargosu ve Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra derin bir krize girdi. Son yıllarda turizm, nikel ve tıbbi ürün ihracatıyla ayakta kalmaya çalışan ada ülkesi, düşen küresel emtia fiyatları ve COVID-19 salgınının etkisiyle ciddi daralma yaşadı. 2023'te enflasyon yüzde 30'u aşarken, karaborsa ve dolarizasyon yaygınlaştı. Trump'ın ilk döneminde uyguladığı sert yaptırımlar, Küba'nın döviz akışını daha da kısıtlamıştı. Şimdiyse Trump'ın ikinci döneminde bu yaptırımları gevşetmesi bekleniyor. Ancak analistler, ambargonun kalkmasının tek başına yeterli olmadığını vurguluyor: Küba'nın altyapısı yıllardır ihmal edilmiş, işgücü niteliği düşmüş ve yasal güvenceler zayıflamış durumda. Özelleştirme veya serbest piyasa reformu olmadan yabancı yatırımcıların ilgisini çekmek zor görünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Latin Amerika'da yeni denklem
Küba'daki olası bir ekonomik canlanma, sadece ada için değil, tüm Latin Amerika için önemli. ABD'nin bölgedeki etkisi, Çin ve Rusya'nın artan nüfuzuyla sınanıyor. Trump'ın Küba'ya açılımı, Washington'un bölgedeki diplomatik ağırlığını geri kazanma çabasının bir parçası olabilir. Öte yandan, Küba'nın Venezuela ve Nikaragua ile ilişkileri de bu denkleme dahil. Eğer Trump, Küba'yı ekonomik olarak rahatlatırken siyasi tavizler beklerse, Havana'nın rejim değişikliğine yanaşmayacağı biliniyor. Dolayısıyla bölgesel dinamikler, reform olasılığını düşürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'nın ekonomik durumu Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, dolaylı olarak önem taşıyor. Türkiye, Latin Amerika'da artan ticari ve diplomatik varlığıyla Küba'ya da açılmış durumda; 2023'te iki ülke arasındaki ticaret hacmi 100 milyon doları aştı. Trump'ın Küba politikasındaki olası değişiklik, Türk şirketlerinin ada pazarına erişimini etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin bölgede Çin ve Rusya'ya karşı manevraları, Türkiye'nin dengeli dış politikasını test edebilir. Ankara, Küba ile ilişkilerini sürdürürken Washington'la da uyum içinde olmaya özen göstermeli.