Financial Times (FT) ve Nikkei işbirliğiyle her yıl yayımlanan “Investing in America” sıralamasının 2026 edisyonu, uluslararası şirketler için ABD’deki en cazip şehirleri belirlemek amacıyla kapsamlı bir metodoloji kullanıyor. Sıralama, yabancı sermaye yatırımlarının yoğunlaştığı bölgeleri, altyapı kalitesini, işgücü maliyetlerini, vergi teşviklerini ve lojistik avantajları gibi onlarca değişkeni dikkate alıyor. Bu yılki rapor, pandemi sonrası değişen tedarik zincirleri ve yeşil enerji geçişi gibi faktörlerin yatırım kararlarını nasıl etkilediğini de mercek altına alıyor.
Sıralamanın Metodolojisi ve Kriterleri
FT ve Nikkei, sıralamayı oluştururken hem nicel hem de nitel verileri bir araya getiriyor. Ekonomik büyüme oranları, işsizlik seviyeleri, patent başvuruları gibi istatistiksel göstergelerin yanı sıra, şehirlerin yabancı yatırımcılara sunduğu teşvik paketleri, düzenleyici ortamın şeffaflığı ve yaşam kalitesi gibi faktörler de puanlamaya dahil ediliyor. Ayrıca, her şehirdeki mevcut yabancı firma sayısı ve bu firmaların istihdam ettiği kişi sayısı da önemli bir ağırlığa sahip. Metodolojide dikkat çeken yeniliklerden biri, sürdürülebilirlik kriterlerinin artan önemi; karbon ayak izi düşük olan ve yenilenebilir enerjiye geçiş yapan şehirler artık daha yüksek puan alıyor.
Uluslararası Yatırımların Yeni Rotası
2026 sıralamasında, geleneksel olarak ilk sıralarda yer alan New York, San Francisco ve Los Angeles gibi büyük metropollerin yanı sıra, Austin, Nashville ve Raleigh gibi ikinci kademe şehirlerin yükselişi dikkat çekiyor. Bu şehirler, daha düşük yaşam maliyeti, güçlü üniversite bağlantıları ve esnek işgücü piyasaları sayesinde özellikle teknoloji ve sağlık sektörlerinden yatırım çekiyor. Özellikle Tayvan, Japonya ve Almanya merkezli şirketlerin otomotiv ve yarı iletken üretimi için bu şehirleri tercih ettiği görülüyor. Rapor, aynı zamanda Meksika sınırına yakın Teksas şehirlerinin ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) kapsamında ticaret merkezi haline geldiğini vurguluyor.
Küresel Tedarik Zincirinde ABD’nin Rolü
COVID-19 salgını ve Ukrayna-Rusya savaşı, tedarik zincirlerinin güvenilirliğini yeniden sorgulattı. Bu durum, birçok uluslararası firmayı üretim tesislerini Çin’den ABD’ye kaydırmaya itti. FT-Nikkei sıralaması, bu “nearshoring” (yakın kaynak kullanımı) ve “friendshoring” (dost ülkelerden tedarik) eğilimlerini yansıtarak, lojistik altyapısı güçlü ve siyasi istikrarı yüksek şehirleri öne çıkarıyor. Örneğin, Charleston (Güney Karolina) ve Savannah (Georgia) liman şehirleri, gelişmiş konteyner terminalleri ve lojistik ağları sayesinde Asya ile ticarette kritik noktalar haline geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu sıralama, Türk şirketlerinin ABD pazarına giriş stratejileri açısından değerli veriler sunuyor. Türkiye’den ABD’ye ihracat yapan veya yatırım düşünen firmalar, özellikle ikinci kademe şehirlerin daha düşük maliyet ve vergi avantajlarından yararlanabilir. Bununla birlikte, ABD’nin yeşil dönüşüm ve yerelleşme politikaları, Türkiye’nin tekstil, otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlerine yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda Çin’e bağımlılığı azaltma çabası Türk firmalarının tedarik zincirinde daha fazla rol almasına olanak tanıyabilir. Ancak, ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri ve jeopolitik riskler (örneğin, İran yaptırımları) Türk yatırımcılar için dikkat edilmesi gereken hususlar arasında.