ABD'de nesli tükenme tehlikesi altındaki birçok hayvan türü, federal koruma programları sayesinde yok olmaktan kurtuldu. Ancak Başkan Donald Trump'ın çevre korumalarını geri çekme yönündeki politikaları, bu kazanımları riske atıyor. Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası (Endangered Species Act - ESA) kapsamında sağlanan korumalar, kel kartal, Amerika bizonu, kaliforniya kondoru gibi ikonik türlerin yeniden çoğalmasını sağladı. Son verilere göre, ESA listesinde yer alan 100'den fazla tür, popülasyonlarını önemli ölçüde artırdı veya tamamen iyileşti. Ancak Trump yönetimi, iş dünyasının baskısıyla bu yasayı zayıflatmayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Federal Koruma Programlarının Başarısı
1973 yılında yürürlüğe giren Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası, ABD'deki biyolojik çeşitliliği korumak için kritik bir araç oldu. Yasa kapsamında, nesli tehlike altında olan türler listelenir, kritik habitatları korunur ve federal fonlar sağlanır. Bu sayede, 1970'lerde sadece 400 çift üreme çifti kalan kel kartal, bugün 300.000'den fazla bireye ulaştı. Benzer şekilde, 1980'lerde sadece 22 birey kalan kaliforniya kondoru, kapsamlı koruma ve üreme programlarıyla 500'ün üzerine çıktı. Amerika bizonu ise 1800'lerin sonunda 1.000'in altına düşmüşken, bugün 500.000'den fazla bizon bulunuyor. Bu başarılar, federal korumaların etkinliğini gösteriyor.
Ancak Trump yönetimi, 2017'den bu yana ESA'yı zayıflatacak çeşitli adımlar attı. 2019'da yapılan düzenlemelerle, türlerin listelenmesi ve kritik habitat belirleme süreçleri zorlaştırıldı. Ayrıca, iklim değişikliğinin türler üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi kısıtlandı. 2020'de ise, federal kurumların altyapı projelerinde çevresel etki değerlendirmelerini hızlandıran yeni kurallar getirildi. Bu değişiklikler, birçok türün korunmasını olumsuz etkileyebilir.
Çevre örgütleri, Trump'ın politikalarının ESA'nın etkinliğini azalttığını savunuyor. Biyolojik Çeşitlilik Merkezi'ne göre, son dört yılda 20'den fazla türün koruma statüsü düşürüldü veya kaldırıldı. Öte yandan, bazı sanayi grupları, yasanın aşırı kısıtlayıcı olduğunu ve ekonomik büyümeyi engellediğini öne sürüyor. Trump yönetimi, korumaların işleri ve enerji üretimini olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Biyoçeşitlilik Krizi ve Uluslararası Yansımalar
ABD'deki bu gelişmeler, küresel biyoçeşitlilik krizi bağlamında önem taşıyor. Birleşmiş Milletler'e göre, dünya genelinde 1 milyon tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası, dünyada benzer yasalar için model oluşturdu. ABD'nin koruma standartlarını düşürmesi, diğer ülkeler üzerinde olumsuz bir örnek oluşturabilir. Ayrıca, göçmen kuşlar ve deniz canlıları gibi sınır aşan türler, ABD'deki koruma eksikliğinden doğrudan etkilenebilir. Örneğin, nesli tehlike altındaki Kuzey Atlantik sağ balinası, ABD sularında koruma altında; ancak Trump yönetiminin denizde petrol sondajına izin vermesi, bu türü riske atıyor.
Uluslararası alanda, Paris İklim Anlaşması'ndan çekilen ABD'nin biyoçeşitlilik politikaları da tartışılıyor. 2021'de düzenlenen BM Biyoçeşitlilik Konferansı'nda (COP15), ülkeler 2030'a kadar doğal yaşam alanlarının %30'unu koruma taahhüdü verdi. ABD, bu hedefe ulaşmakta zorlanabilir. Öte yandan, AB ve diğer ülkeler, kendi koruma yasalarını güçlendirerek ABD'nin geri adımını dengelemeye çalışıyor. Ancak küresel biyoçeşitlilik kaybını durdurmak için uluslararası işbirliği şart.
Türkiye, nesli tükenmekte olan türler açısından zengin bir ülke. Anadolu parsı, Akdeniz foku, kelaynak kuşu gibi türler koruma altında. Türkiye, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'ne taraf ve Nesli Tehlike Altında Olan Türlerin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme'yi (CITES) uyguluyor. ABD'deki gelişmeler, Türkiye'nin koruma çabalarını doğrudan etkilemese de, küresel biyoçeşitlilik hedeflerine ulaşmayı zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin nesli tükenmekte olan türler için federal korumaları zayıflatması, küresel biyoçeşitlilik rejimini sarsıyor. Türkiye, kendi koruma yasalarını güçlendirerek bu olumsuzluktan etkilenmemeye çalışsa da, göçmen türler ve uluslararası ticaret yoluyla dolaylı etkiler kaçınılmaz. Özellikle Akdeniz ve Karadeniz'deki deniz canlıları, ABD'nin iklim ve deniz politikalarındaki geri adımlarından zarar görebilir. Ayrıca, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar çerçevesinde, ABD'nin tutumu küresel hedeflere ulaşmayı zorlaştırıyor. Türkiye, bölgesel koruma ağlarını güçlendirerek ve AB ile işbirliğini artırarak bu riskleri azaltabilir.