ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba günü imzalaması planlanan iki partili konut krizini çözmeye yönelik tarihi yasa tasarısını, seçmen kimliği ve oy güvenliğini sıkılaştıran SAVE Yasası (Safeguard American Voters Act) geçene kadar iptal etti. Bu hamle, Beyaz Saray ile Kongre arasında tırmanan gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Arka Plan: Konut Krizi ve Siyasi Pazarlık
Söz konusu konut yasası, artan kiralar ve ev fiyatlarıyla mücadele için 150 milyar dolarlık bir fon oluşturmayı, düşük gelirli ailelere kira yardımı sağlamayı ve 2 milyon yeni konut inşasını öngörüyordu. Tasarı, Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörlerin ortak çalışmasıyla hazırlanmış ve geçen hafta Senato'dan 68-31 oyla geçmişti. Ancak Trump, imzayı geciktirerek muhafazakâr kanadın öncelik verdiği SAVE Yasası'nın geçirilmesi için baskı oluşturmayı hedefliyor. SAVE Yasası, oy verme sırasında fotoğraflı kimlik zorunluluğu getiriyor ve posta yoluyla oy kullanmayı kısıtlıyor. Eleştirmenler, bu yasanın azınlık ve düşük gelirli seçmenlerin oy kullanmasını engelleyeceğini savunuyor.
Trump, yaptığı yazılı açıklamada, "Amerikan halkı sağlam bir konut politikasını hak ediyor, ancak öncelikle seçimlerimizin bütünlüğü sağlanmalı" ifadelerine yer verdi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise, Başkan'ın her iki yasayı da imzalamaya hazır olduğunu, ancak SAVE Yasası olmadan konut yasasını onaylamayacağını yineledi. Muhalefet liderleri bu tutumu "rehin alma" olarak nitelendirirken, Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy, SAVE Yasası'nın önümüzdeki hafta oylamaya sunulacağını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki konut krizi, sadece iç siyaseti değil, küresel ekonomiyi de etkileyen bir faktör. Yükselen faiz oranları ve enflasyonla mücadele eden Federal Rezerv, konut piyasasındaki daralmayı yakından izliyor. Öte yandan, SAVE Yasası etrafındaki tartışmalar, ABD'de seçim güvenliği konusunda derin siyasi kutuplaşmayı gözler önüne seriyor. Trump'ın bu hamlesi, 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi tabanı konsolide etme stratejisi olarak yorumlanıyor. Demokratlar ise bu adımı, seçmen haklarını kısıtlama girişimi olarak görüyor ve yasal yollara başvuracaklarını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki konut yasasının ertelenmesi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel piyasalarda belirsizlik yaratma potansiyeli taşıyor. ABD'de siyasi krizin derinleşmesi, doların değerlenmesine ve gelişmekte olan ülke paralarında dalgalanmaya yol açabilir. Türkiye gibi yüksek dış borçlu ekonomiler için bu, ithalat maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, seçim güvenliği tartışmaları, demokratik süreçlere olan güveni zedeleyerek küresel çapta popülizmin yükselişine katkıda bulunabilir. Bu gelişmeler, Türk dış politikasının ABD ile ilişkilerde istikrar arayışını daha da önemli kılıyor.