ABD'de bir federal yargıç, Donald Trump yönetiminin federal seçimlerde oy kullanmak için vatandaşlık kanıtı zorunluluğu getirme çabasını kalıcı olarak engelledi. New Hampshire eyaletinden Yargıç Joseph N. Laplante, Salı günü verdiği kararda, Anayasa'nın başkana seçimler üzerinde herhangi bir özel yetki vermediğini vurguladı. Karar, Trump'ın seçim güvenliği bahanesiyle getirmeye çalıştığı kısıtlamaların, eyaletlerin seçim yönetimi konusundaki anayasal yetkisine müdahale ettiği gerekçesine dayanıyor. Yargıç Laplante, başkanlık emrinin 'açıkça anayasaya aykırı' olduğunu belirterek, bu tür bir düzenlemenin ancak Kongre tarafından çıkarılacak bir yasayla mümkün olabileceğini ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı: Trump'ın Seçim Güvenliği Hamlesi
Trump yönetimi, Mart 2025'te imzaladığı bir başkanlık emriyle, federal seçimlerde oy kullanmak isteyenlerden pasaport veya doğum belgesi gibi vatandaşlık kanıtı talep edilmesini öngörmüştü. Beyaz Saray, bu adımı 'seçim bütünlüğünü koruma' ve 'yabancı müdahalesini önleme' gerekçesiyle savunmuş, ancak sivil toplum kuruluşları ve eyalet yetkilileri sert tepki göstermişti. Özellikle Demokratların çoğunlukta olduğu eyaletler, bu emrin azınlık gruplarının oy kullanmasını engelleyeceğini savundu. New Hampshire eyaleti, emrin hemen ardından dava açarak yürütmenin durdurulmasını talep etmiş ve geçici bir tedbir kararı almıştı. Yargıç Laplante, geçici yasağın ardından yapılan duruşmalarda, emrin anayasaya uygun olmadığı sonucuna vardı ve kalıcı yasak getirdi.
Yargıç kararında, 'Anayasa seçimlerin zamanını, yerini ve şeklini belirleme yetkisini eyaletlere vermiştir. Başkanın bu alana müdahale etmesi, federalizmin temel ilkelerine aykırıdır' ifadelerini kullandı. Kararda ayrıca, mevcut federal yasaların zaten vatandaşlık doğrulaması için çeşitli mekanizmalar sunduğu, ancak bunun seçmen kütüklerinde değil, oy verme sırasında yapıldığı hatırlatıldı. Trump'ın bu düzenlemesi, seçmenlerin kayıt aşamasında ek bürokratik yüklerle karşılaşmasına yol açacaktı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD'de Seçim Güvenliği Tartışmaları
Bu karar, ABD'de seçim güvenliği ile oy hakkı arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı. Trump ve destekçileri, özellikle 2020 seçimlerinde 'yaygın usulsüzlükler' olduğu iddiasını sürdürse de, bu iddialar mahkemelerde defalarca reddedildi. Yargıç Laplante'nin kararı, seçimlere ilişkin düzenlemelerin eyaletlerin yetki alanında olduğu yönünde içtihadı pekiştirdi. Benzer davalar Georgia, Arizona gibi diğer eyaletlerde de sürerken, bu kararın emsal teşkil etmesi bekleniyor. Demokratlar kararı memnuniyetle karşılarken, Cumhuriyetçiler eyaletlerin seçim güvenliğini artırma çabalarını sürdüreceklerini açıkladı. Karar, başkanlık yetkilerinin sınırları konusunda da önemli bir hukuki tartışma yarattı. Uzmanlar, Anayasa'nın Seçimler Maddesi'ne (Elections Clause) atıfta bulunarak, başkanın bu alandaki yetkisinin 'neredeyse sıfır' olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, ABD'deki başkanlık yetkileri ile federalizm dengesi açısından önemli bir emsal oluşturuyor. Türkiye için doğrudan bir sonuç doğurmasa da, ABD iç siyasetindeki kutuplaşmanın derinliğini ve seçim güvenliği konusunun ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Özellikle Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde, seçim dönemlerinde yaşanan siyasi gerilimlerin iki ülke ilişkilerine yansıması mümkün. Ayrıca, ABD'nin seçim sistemine yönelik bu tür tartışmalar, uluslararası alanda demokratik süreçlere güveni etkileyebilir. Türkiye'nin seçim güvenliği konusundaki kendi düzenlemeleriyle karşılaştırma yapıldığında, bu tür hukuki kararların demokratik süreçlerin kurumsal sağlamlığı açısından önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Küresel ölçekte ise, ABD'deki bu tür kararlar, otoriterleşme eğilimlerine karşı hukukun üstünlüğünün korunması açısından bir referans noktası oluşturuyor.