ABD'nin Los Angeles Başsavcılığı, Kaliforniya'da 'çok sayıda seçim dolandırıcılığı soruşturması' başlatıldığını doğruladı. Eski Başkan Donald Trump, eyaletteki seçim sürecine yönelik sert eleştirilerini sürdürürken, federal savcıların harekete geçmesi siyasi gerilimi tırmandırdı. Cuma günü yapılan açıklamada, soruşturmaların oy kullanma usulsüzlükleri ve posta yoluyla oy kullanma işlemlerine odaklandığı belirtildi. Ancak uzmanlar, iddiaların somut delillere dayanmadığını ve Trump'ın 2020 seçimlerine yönelik asılsız suçlamalarını tekrarladığını ifade ediyor.
Seçim Güvenliği mi, Siyaset mi?
Trump, daha önce de Kaliforniya'daki posta yoluyla oy kullanma sistemini 'büyük bir sahtekarlık kaynağı' olarak nitelemişti. Başsavcılık ise soruşturmaların 'tarafsız ve bağımsız' yürütüleceğini vurguladı. Ancak gözlemciler, bu hamlenin Cumhuriyetçilerin seçim güvenliği söyleminin bir parçası olduğunu ve Biden yönetimini zora sokmayı hedeflediğini söylüyor. Kaliforniya'da yaklaşık 40 milyon seçmen bulunurken, eyalet yasaları posta yoluyla oy kullanmayı oldukça kolaylaştırıyor. Soruşturma kapsamında, kayıtlı seçmen listelerinde hatalar ve oy sayımında usulsüzlükler araştırılıyor.
Trump'ın kampanya ekibi, konuyu medyada gündemde tutmak için çaba harcarken, Demokratlar bu adımı 'seçimlere gölge düşürme girişimi' olarak nitelendiriyor. Eyalet Seçim Kurulu, herhangi bir yaygın dolandırıcılık bulgusuna rastlanmadığını belirtiyor. Sivil toplum kuruluşları ise soruşturmaların azınlık seçmenlerine yönelik bir sindirme aracına dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel Yansımalar
ABD'deki seçim güvenliği tartışmaları, demokratik süreçlere olan güveni sarsma potansiyeli taşıyor. Uzmanlara göre, Trump'ın Kaliforniya'yı hedef alması, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde eyaletler arası siyasi kutuplaşmayı derinleştiriyor. Posta yoluyla oy kullanmanın güvenliğine dair asılsız iddialar, diğer ülkelerdeki seçim sistemlerine de olumsuz yansıyabilir. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, bu tür suçlamaların demokratik kurumları zayıflattığını defalarca dile getirdi. Özellikle, otoriter rejimlerin ABD'deki seçim tartışmalarını kendi meşruiyetlerini sorgulatmak için kullanmaları ise ayrı bir endişe kaynağı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye-ABD ilişkilerinde seçim güvenliği konusu doğrudan bir etki yaratmamakla birlikte, ABD'deki demokratik süreçlere yönelik spekülasyonlar, küresel kamuoyunda siyasi istikrar algısını etkileyebilir. Türkiye, seçim süreçlerinde güvenlik ve şeffaflık ilkelerini ön planda tutarken, ABD'deki bu tür tartışmalar uluslararası itibar açısından örnek teşkil etmiyor. Öte yandan, Türkiye'nin seçim sistemine yönelik benzer eleştirilerle karşı karşıya kaldığı göz önüne alındığında, bu gelişmelerin Ankara tarafından yakından izlenmesi muhtemel.