ABD Başkanı Donald Trump’ın bu hafta İran ile varılan ateşkesi sona erdirmesinden kısa bir süre önce, İsrailli yetkililer Trump’ın ekibine Tahran’ın kendisine yönelik yeni suikast planları hazırladığına dair istihbarat sundu. Bu, son yıllarda gelen ilk uyarı değil. ABD kolluk kuvvetleri ve istihbarat teşkilatları, yıllardır İran’ın Trump’a yönelik olası suikast girişimlerine dair kanıtları izliyor. Trump’ın 2020’de İranlı general Kasım Süleymani’yi öldürmesiyle başlayan suikast dalgası, bölgede bir misilleme sarmalı yaratmış durumda. Şimdi ise bu sarmal, İran’la olası bir savaşın sonlandırılması müzakerelerini zehirliyor.
Gelişmenin arka planı: İstihbarat savaşları ve suikast tehditleri
İsrail’in Trump ekibine sunduğu istihbarat, İran’ın Trump’a suikast düzenlemek için yeni birimler kurduğunu ve bu birimlerin, ABD’de ya da yurtdışında görev yapan eski ve mevcut ABD’li yetkililere yönelik saldırı planları geliştirdiğini ortaya koyuyor. ABD Adalet Bakanlığı, 2021 ve 2023 yıllarında İran’ın Trump’ı hedef alan planlarına ilişkin iddianameler yayımlamıştı. Bu iddianamelerde, İran Devrim Muhafızları’na bağlı unsurların, Trump’ın Florida’daki evine suikastçı göndermeyi planladığı belirtiliyordu.
Trump’ın 2020’de Süleymani’yi öldürmesi, İran için ulusal bir yaraydı. Tahran, o tarihten bu yana misilleme sözü verdi. Ancak bu misilleme, doğrudan bir askeri çatışma yerine, istihbarat ve suikast operasyonlarına kaydı. İran’ın bu stratejisi, ABD’nin bölgedeki varlığını zorlaştırırken, Trump’ın İran politikasının da tam merkezine oturdu. Trump yönetimi, İran’la ateşkes görüşmelerinde bu suikast tehdidini bir koz olarak kullanırken, İsrail ise İran’ın nükleer programına yönelik endişelerini bu suikast iddialarıyla birleştirerek daha sert bir ABD müdahalesi için lobi yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Suikast sarmalı ve savaşin sonlanması
Trump’ın ateşkesi sonlandırması, aslında İran’la daha geniş bir anlaşmaya varma çabalarının bir parçası. Ancak suikast iddiaları, bu çabaları baltalıyor. İran, ABD’nin güvenilir bir müzakere ortağı olmadığını savunurken, Trump yönetimi de İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek için her türlü seçeneği masada tutuyor. Bu durum, bölgede yeni bir savaş riskini artırıyor.
Suikastlerin savaş sonu hesaplarına gölge düşürmesi, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, aynı zamanda İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörleri de etkiliyor. İsrail, İran’ın nükleer tehdidine karşı ABD’nin daha aktif bir rol oynamasını isterken, Körfez ülkeleri ise olası bir savaşın ekonomik maliyetlerinden endişe ediyor. Bu karmaşık denklemde, suikast iddiaları her an yeni bir krizi tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasında bir denge politikası izliyor. Suikast iddiaları ve ateşkesin sonlanması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve komşularıyla ilişkileri açısından risk taşıyor. İran’a yönelik olası bir ABD müdahalesi, Türkiye’nin sınırında yeni bir çatışma bölgesi yaratabilir. Ayrıca, İran’ın istikrarsızlaşması, Türkiye’nin enerji ithalatında çeşitlilik sağladığı Tahran’la işbirliğini zora sokar. Türkiye, bu süreçte hem İran’ı tahrik etmeyecek hem de ABD ile ilişkilerini bozmayacak bir diplomasi yürütmek zorunda.