ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik izlediği strateji, uygulamaya konulmasından altı ay sonra ilk somut sonuçlarını vermeye başladı. Uzmanlar, savaşın henüz kazanılmadığını ancak sürdürülen baskının Tahran yönetimini zayıflattığını ve Washington'a daha güçlü bir müzakere konumu sağladığını belirtiyor. Bu gelişme, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirirken, bölgesel ve küresel aktörlerin de stratejilerini gözden geçirmesine neden oluyor.
Stratejinin temelleri ve uygulanan baskı araçları
Trump yönetimi, Şubat ayında Ulusal Güvenlik Başkanı Mike Waltz'a İran'ı zayıflatma görevi verdiğini açıklamıştı. Bu kapsamda, İran'ın nükleer programına yönelik yeniden başlatılan yaptırımlar, İsrail'in desteğiyle artırılan istihbarat ve askeri baskı, ve Tahran'ın bölgesel vekil güçlerine yönelik operasyonlar öne çıktı. Özellikle nükleer tesislere yönelik gizli operasyonlar ve siber saldırılar, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini önemli ölçüde yavaşlattı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın raporlarına göre, İran'ın yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmiş uranyum stokları son altı ayda azaldı ve bu durum Batılı istihbarat servislerince "başarılı bir yıpratma" olarak değerlendiriliyor.
Ekonomik cephede ise, İran'ın petrol ihracatına yönelik yaptırımların sıkılaştırılması ve Çin'e yapılan satışların engellenmesi, Tahran'ın gelirlerini ciddi şekilde düşürdü. İran'ın para birimi rial, dolar karşısında rekor düşük seviyelere gerilerken, enflasyon yüzde 40'ın üzerinde seyrediyor. Bu durum, ülke genelinde hükümet karşıtı protestoların yeniden alevlenmesine zemin hazırladı. Geçtiğimiz haftalarda birçok şehirde düzenlenen gösterilerde, ekonomik koşullardan duyulan memnuniyetsizlik ön plana çıktı. Uzmanlar, bu protestoların rejim için iç tehdit oluşturduğunu ancak henüz yönetimi devirecek bir ivmeye ulaşmadığını vurguluyor.
Bölgesel dengeler ve İran'ın vekil güçleri
İran'ın bölgesel nüfuzu da bu süreçte darbe aldı. İsrail'in Gazze'deki Hamas ve Lübnan'daki Hizbullah'a yönelik saldırıları, bu grupların askeri kapasitelerini önemli ölçüde zayıflattı. Ayrıca, Suriye'de Beşar Esad rejiminin devrilmesi ve yeni yönetimin Tahran karşıtı bir tutum sergilemesi, İran'ın Akdeniz'e uzanan kara koridorunu kesti. Bu gelişmeler, İran'ın bölgesel projeksiyonunu ciddi biçimde sınırlandırdı. Özellikle Hizbullah'ın lağvedilmesi ve İsrail'in İran'ın hava savunma sistemlerini etkisiz hale getiren saldırıları, Tahran'ı savunma açısından da kırılgan hale getirdi. Washington yönetimi, bu sayede İran'la doğrudan bir askeri çatışmaya girmeden stratejik kazanımlar elde ettiğini düşünüyor.
Ancak bu baskı politikasının riskleri de bulunuyor. İran, köşeye sıkıştığında nükleer eşiği aşarak silah üretimine yönelebilir veya Hürmüz Boğazı'nı kapatmak gibi asimetrik hamlelerle küresel enerji akışını tehdit edebilir. Nitekim Tahran yönetimi, son haftalarda uranyum zenginleştirmeyi hızlandırma sinyalleri vererek bu kozu kullanabileceğini hissettiriyor. Bu durum, uluslararası toplumun İran'la diplomasi yürütme çabalarını da karmaşıklaştırıyor. Çin ve Rusya gibi ülkeler, İran'a verdikleri destekten tam olarak vazgeçmiş değil; ancak bu ülkelerin kendi ekonomik sıkıntıları, destek kapasitelerini sınırlandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olmanın yanı sıra, Orta Doğu'daki gelişmelerden doğrudan etkilenen bir ülke. ABD'nin İran'a yönelik baskısının artması, Türkiye'nin güvenlik ve enerji dengelerini yakından ilgilendiriyor. Öncelikle, İran'ın zayıflaması, Suriye ve Irak'taki Türk askeri operasyonları için yeni fırsatlar yaratabilir; ancak aynı zamanda İran'ın olası bir çöküşü, sınır güvenliği ve göç akımları gibi riskleri de beraberinde getirebilir. Ayrıca, İran'ın enerji ihracatındaki azalma, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini artırabilir ve Katar ile Azerbaycan gibi alternatif tedarikçilere yönelimi hızlandırabilir. Türkiye, bu süreçte hem ABD hem de İran ile diyaloğunu sürdürerek bölgesel istikrarı koruma stratejisi izlemeli; özellikle nükleer krizin askeri bir çatışmaya dönüşmesini engellemek için diplomatik girişimlerde bulunmalıdır.