ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonların dördüncü gününde rejime yönelik tehditlerini artırdı. Fox News kanalına konuşan Trump, İran'ı "çok şiddetli şekilde vuracaklarını" belirterek, saldırıların kademeli olarak İran'ın altyapısının daha geniş bir yelpazesine yayılacağını söyledi. Bu açıklamalar, ABD'nin İran'daki İslam rejimine karşı başlattığı bombardımanın dördüncü gününde geldi. Beyaz Saray'dan yapılan önceki açıklamalarda, saldırıların İran'ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik olduğu ifade edilmişti. Trump'ın son tehditleri ise misilleme kapsamının genişletilebileceğini gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Operasyonlar, 18 Nisan 2025'te İran destekli milislerin ABD üslerine düzenlediği hava saldırılarının ardından başladı. Pentagon kaynakları, hava saldırılarının ilk üç gününde İran'ın 10'dan fazla askeri hedefinin vurulduğunu belirtirken, Devrim Muhafızları'nın karargahlarının da hedef aldığı iddia edildi. Trump yönetimi, operasyonların 'orantılı ve kademeli' olarak sürdürüleceğini vurguluyor. Uzmanlar, bu saldırıların İran'ın nükleer programını ve bölgesel nüfuzunu hedef aldığını, ancak tam kapsamlı bir savaşa dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
İran cephesinden ise henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak üst düzey İranlı komutanlar, misilleme yapılacağını ima eden açıklamalar yaptı. Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazı'nı kapatma veya İsrail'e füze saldırısı başlatma gibi seçenekleri değerlendirdiği belirtiliyor. Bu durum, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açarken, uluslararası toplumdan tansiyonun düşürülmesi çağrıları artarak devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, Orta Doğu'da yeni bir kriz dalgasını tetiklemiş durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD'ye lojistik destek sağlarken, Katar ve Umman arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırdı. Avrupa Birliği ve Rusya, taraflara itidal çağrısı yaparak diplomatik çözüm arayışlarını destekliyor. ABD'nin askeri operasyonları, İran'ın Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi vekil güçlerine yansıyabilir. Bölgesel bir yangının, göç dalgalarını artırması ve Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar güvenlik dengelerini sarsması muhtemel.
Çin ise diyalog çağrısı yapmakla birlikte, İran'ın istikrarını korumasından yana olduğunu sinyallerini verdi. Japonya ve Güney Kore, enerji arzı güvenliği konusunda endişeli. Öte yandan İsrail, ABD'nin operasyonlarını desteklerken, kendi sınırlarında olası bir İran saldırısına karşı hazırlıklarını artırdı. BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya ve Çin'in ABD'yi sert bir dille eleştirmesi beklenirken, diplomatik kulislerde ateşkes olasılığı düşük görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran sınırındaki istikrarsızlığa karşı temkinli adımlar atıyor. ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir güvenlik tehdidi oluşturabilir. Ayrıca Türkiye'nin enerji ihtiyacının bir kısmını karşıladığı İran ile ticari ilişkileri ve doğalgaz anlaşmaları risk altına girebilir. Öte yandan Türkiye, NATO müttefiki olarak ABD'nin yanında yer almak ile bölgesel komşusu İran'la diyaloğu korumak arasında bir denge politikası izlemek zorunda. Dışişleri Bakanlığı'nın taraflara itidal çağrısı yapması ve diplomatik girişimleri hızlandırması bekleniyor. Küresel petrol fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin cari açığını daha da büyütebilir.