ABD Başkanı Donald Trump, İran ile nükleer müzakerelerin tıkanması halinde ülkeye “çok sert” saldırılar düzenleneceğini ve bombardımanın yeniden başlayacağını söyledi. Trump, 10 Haziran’da Washington’da yaptığı açıklamada, “Hiçbir barış anlaşması imzalanmazsa, onlara saldıracağız, çok sert saldıracağız, bombalamayı yeniden başlatacağız” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve uluslararası toplumun yaptırım baskısını sürdürmesiyle tırmanan gerilimin ardından geldi. Trump yönetimi, Tahran’ın nükleer anlaşmaya dönmesi için diplomatik kanalları zorlarken, askeri seçeneği de masada tutuyor.
Arka plan: Nükleer anlaşmadan geri adım ve yaptırımlar
ABD, 2018’de tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmiş ve “azami baskı” politikası kapsamında ağır yaptırımlar uygulamaya başlamıştı. Buna karşılık İran, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60’a çıkararak anlaşmanın sınırlarını aştı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’ın nükleer tesislerinde denetimleri kısıtlamasıyla birlikte, Tahran’ın nükleer silah üretme potansiyeline yaklaştığı uyarısında bulundu. Trump yönetimi, bu durumu “kabul edilemez” olarak nitelendiriyor ve İran’ı müzakere masasına dönmeye zorlamak için hem diplomatik hem de askeri seçenekleri değerlendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu'da yangın tehlikesi
Trump’ın tehditleri, Ortadoğu’da geniş çaplı bir çatışma endişesini yeniden alevlendirdi. İran, Basra Körfezi’ndeki stratejik geçiş yollarını kontrol etme kabiliyetine sahip ve bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla ABD ve müttefiklerine karşı operasyonlar yürütebilir. Uzmanlar, İran’a yönelik büyük çaplı bir saldırının Körfez ülkeleri, Irak ve Suriye’deki istikrarı tehdit edebileceği, petrol fiyatlarını fırlatabileceği ve milyonlarca sivilin yerinden edilmesine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Öte yandan, ABD’nin İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel müttefikleri, Tahran’ın nükleer programının durdurulması için daha sert bir yaklaşımı destekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’a yönelik olası bir askeri operasyonun sonuçlarından doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. İran ile 560 kilometrelik kara sınırı bulunan Türkiye, olası bir çatışma ortamında düzensiz göç ve sınır güvenliği riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını komşu ülkelerden karşılayan Ankara, İran’a yönelik yaptırımların derinleşmesi veya çatışmaların başlaması halinde enerji tedarikinde aksamalar yaşayabilir. Türk dış politikası, Tahran ile Washington arasında denge kurmaya çalışırken, bölgedeki krizin yayılması Ankara’nın güvenlik ve ekonomik çıkarlarına doğrudan tehdit oluşturuyor.