Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, Hindistan'ın Gazze'de devam eden soykırım boyunca İsrail'e en az 2.596 silah sevkiyatı gerçekleştirdiğini ortaya koydu. “Made in India” başlıklı rapor, Hindistan'ın İsrail'e yaptığı askeri ihracatın boyutunu belgelerken, uluslararası toplumun bu ticarete yönelik tepkisizliğini de eleştiriyor. Orta Doğu Gözlem Merkezi'nin (Middle East Eye) aktardığı rapora göre, sevkiyatlar 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların ardından hız kazandı ve 2024 yılına kadar devam etti.
Raporun Arka Planı ve Temel Bulgular
Amnesty International'ın raporu, Hindistan'dan İsrail'e yapılan silah sevkiyatlarının ayrıntılı bir dökümünü sunuyor. Raporda, Hindistan merkezli savunma şirketlerinin İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) tedarik ettiği mühimmat, zırhlı araç parçaları, insansız hava aracı (İHA) bileşenleri ve diğer askeri teçhizatın listesi yer alıyor. Özellikle, Hindistan'ın kamu iktisadi teşebbüsü olan Munitions India Limited ve özel sektörden bazı firmaların bu sevkiyatlarda kilit rol oynadığı belirtiliyor.
Rapor, Hindistan'ın İsrail ile olan askeri işbirliğinin yalnızca ticari boyutuna değil, aynı zamanda stratejik ortaklığına da dikkat çekiyor. İki ülke arasındaki savunma ilişkileri, özellikle 1990'lardan bu yana derinleşmiş durumda. Hindistan, İsrail'den gelişmiş askeri teknolojiler ithal ederken, kendi ürettiği bazı sistemleri de Tel Aviv'e ihraç ediyor. Bu karşılıklı bağımlılık, Gazze'deki insani krize rağmen ticaretin devam etmesinin ana nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Amnesty'nin raporu, uluslararası silah ticaretinin çifte standartlarını bir kez daha gündeme getiriyor. Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik silah ambargosu çağrılarına rağmen, Hindistan gibi yükselen güçlerin bu ticareti sürdürmesi, küresel insan hakları normlarının uygulanmasındaki tutarsızlığı gözler önüne seriyor. Raporda, Hindistan'ın bu sevkiyatların Gazze'deki sivil kayıplara doğrudan katkıda bulunduğunu bilmesine rağmen ticarete devam ettiği vurgulanıyor.
Öte yandan, Hindistan'ın İsrail politikası, Yeni Delhi'nin Orta Doğu'daki dengeleri gözeten dış politikası açısından da kritik. Hindistan, uzun süredir Filistin davasına verdiği sözlü desteği sürdürürken, bir yandan da İsrail ile güvenlik alanındaki işbirliğini derinleştiriyor. Bu ikircikli tutum, uluslararası kamuoyunda tepki çekerken, Hindistan'ın İslam dünyasıyla olan ilişkilerini de zorlayabilir. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle geliştirdiği yakın ilişkiler, bu silah ticaretinin açığa çıkmasıyla gerilim yaşayabilir.
Gazze'deki soykırımın devam ettiği bir dönemde, Hindistan'ın bu rolü, uluslararası hukukun ve insan haklarının evrensel ilkelerinin sorgulanmasına neden oluyor. Amnesty, raporunda tüm ülkelere İsrail'e yönelik kapsamlı bir silah ambargosu uygulanması çağrısında bulunurken, Hindistan'ın da bu çağrıya uyması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve İsrail ile olan gerilimli ilişkilerini doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Gazze'deki katliamlara yönelik sert açıklamalar yaparken, Hindistan'ın İsrail'e silah satışını sürdürmesi, uluslararası toplumun çifte standartlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Ankara'nın, bu tür raporları gündemine alarak hem Birleşmiş Milletler nezdinde hem de ikili ilişkilerde Hindistan'ı bu politikasından dolayı eleştirmesi beklenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi savunma sanayisindeki gelişmeler, benzer durumlarda daha etik bir dış politika izleme kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir.