ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik başlattığı savaş, Amerikan tarihinin en büyük stratejik hatalarından biri olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre, Trump yönetiminin İran'la vardığı sözde anlaşma, stratejik bir yenilginin zımni kabulü niteliği taşıyor. Washington, savaş hedeflerinin neredeyse hiçbirine ulaşamazken, bölgedeki nüfuzunu da kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu durum, ABD'nin Ortadoğu'daki geleneksel ittifak sistemini de sorgulamaya açıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Trump'ın İran Politikası
Trump, 2018 yılında Obama döneminin nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmiş ve İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını başlatmıştı. Bu politika kapsamında ağır ekonomik yaptırımlar uygulanırken, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin 2020'de öldürülmesi iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Ancak, Trump yönetiminin hedeflediği rejim değişikliği ve nükleer müzakerelerde kazanım sağlama amacı başarısız oldu.
İran, yaptırımlara rağmen nükleer programını genişletti ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini anlaşma öncesi seviyelerin üzerine çıkardı. Ayrıca, bölgedeki vekil güçler aracılığıyla ABD ve müttefiklerine karşı operasyonlarını sürdürdü. Bu süreçte, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefikleri, İran'la yakınlaşma sinyalleri verdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Bir Hegemonyanın Çöküşü
Trump'ın İran savaşı sadece ABD için değil, tüm Ortadoğu için dönüştürücü bir etki yarattı. Irak, Suriye ve Yemen'deki çatışmalar derinleşirken, İran destekli gruplar ABD üslerine saldırılarını artırdı. Öte yandan, Çin ve Rusya, ABD'nin bölgede boşalttığı alanı doldurmaya başladı.
Enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, küresel petrol fiyatlarını etkiledi. İran'ın petrol ihracatındaki düşüş, enerji arz güvenliği endişelerini artırdı. Ayrıca, nükleer programdaki ilerlemeler, İsrail'i askeri müdahale seçeneklerini değerlendirmeye itti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarı doğrudan ilgilendiriyor. İran'daki istikrarsızlık, PKK ve diğer terör örgütlerine alan açarken, Türkiye'nin enerji koridorlarındaki rolünü de etkiliyor. Ayrıca, ABD-İran çatışması, Türkiye'nin Rusya ve İran'la yürüttüğü Astana süreci gibi bölgesel diplomasi girişimlerini zorlaştırabilir. Ankara, hem ABD hem de İran'la ilişkilerini dengelemek zorunda; bu gerilim Türkiye'nin dış politika manevra alanını daraltıyor.