ABD Başkanı Donald Trump, seçim kampanyasında 'savaşları bitirme, yeni savaş başlatmama' sözü vermişti. Ancak İran ile artan gerilim, onu seleflerinin düştüğü tuzaklardan birine sürüklüyor: yeni bir 'sonsuz savaş' bataklığı. Trump yönetiminin İran'a yönelik suikast ve misilleme sarmalı, Ortadoğu'da sınırlı bir çatışmayı bölgesel bir yangına dönüştürme potansiyeli taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Sözden Eyleme
Trump'ın başkanlık kampanyası, ABD'nin Afganistan ve Irak gibi uzun soluklu savaşlarına son verme vaadi üzerine kuruluydu. Ancak 3 Ocak 2020'de İran Devrim Muhafızları'nın Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi Bağdat'ta dron saldırısıyla öldürmesi, bu söylemi tam tersine çevirdi. İran'ın misillemesiyle birlikte, ABD ve İran arasında doğrudan bir askeri çatışma riski yükseldi. Trump'ın İran'a yönelik maksimum baskı politikası, ekonomik yaptırımların ötesine geçerek askeri bir boyut kazandı. Bu durum, ABD'nin Irak ve Suriye'deki askeri varlığını daha da kırılgan hale getirirken, Yemen ve Lübnan gibi diğer kriz bölgelerinde de etkilerini hissettiriyor. Trump yönetimi, savaş istemediğini ancak İran'ı caydırmak için 'orantılı' bir yanıt vereceğini belirtirken, uzmanlar bu adımların kontrolsüz bir tırmanışa yol açabileceği konusunda uyarıyor. ABD'nin daha önce Afganistan ve Irak'ta yaşadığı 'sonsuz savaş' deneyimi, bu kez İran'ın daha büyük askeri kapasitesi ve bölgesel vekil güçleriyle birleşince daha karmaşık bir tablo ortaya çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran gerginliği, sadece iki ülke arasında bir çatışma değil; tüm Ortadoğu'yu etkileyen bir domino etkisi yaratıyor. Irak, ABD ve İran'ın nüfuz mücadelesine sahne olurken; Suriye'deki İran varlığı, İsrail'in hava saldırılarıyla hedef alınıyor. Basra Körfezi'ndeki petrol trafiği, her iki tarafın da askeri manevralarıyla tehdit altında. Küresel ölçekte, Çin ve Rusya, ABD'nin bölgede yeni bir savaşa sürüklenmesini stratejik bir fırsat olarak görüyor. Avrupa Birliği ise nükleer anlaşmanın (JCPOA) çöküşü ve artan gerilim karşısında arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Trump'ın İran'ı hedef alan politikası, ABD'nin geleneksel müttefikleriyle arasını da açıyor; özellikle ABD'nin İran'a yönelik sert tutumu, NATO ortakları tarafından endişeyle izleniyor. Ekonomik boyutta ise petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, küresel enflasyon ve tedarik zinciri sorunlarına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran gerginliğinden doğrudan etkileniyor. 900 km'den uzun İran sınırı, terör örgütleri ve enerji hatları nedeniyle hassas durumda. Olası bir savaş, Türkiye'yi ikinci bir göç dalgası ve güvenlik riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Ekonomik olarak, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran'dan doğalgaz akışı tehlikeye girebilir. Ayrıca, ABD ile İran arasındaki çatışma, Türkiye'nin PKK/YPG'ye karşı yürüttüğü sınır operasyonlarında ABD'nin pozisyonunu da etkileyebilir. Türkiye, bölgesel istikrarın bozulmasını istememekle birlikte, her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tutarak kendisini dengeleyici bir aktör olarak konumlandırmaya çalışıyor.