“Sessizlik bir seçenek değil.” Bu sözler, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşananları dünyaya duyurmak için hayatını ortaya koyan Kalbinur Sidik’in mücadelesini özetliyor. Sidik’in kaleme aldığı ve “Işıkla Dolu Kalp” adını taşıyan anı kitabı, Çin’in Uygur toplumuna yönelik uyguladığı baskı ve şiddeti ilk elden belgeleyen nadir tanıklıklardan biri olarak uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Kitap, yalnızca bir kişisel hikâye değil; aynı zamanda insan hakları ihlallerinin sistematik bir kaydı niteliği taşıyor.
Bir Tanıklığın Doğuşu: Kalbinur Sidik’in Hikâyesi
Kalbinur Sidik, 1980’lerin sonunda Çin’in kuzeybatısındaki Sincan bölgesinde doğdu. Eğitimli ve laik bir Uygur kadını olarak, öğretmenlik ve gazetecilik yaptı. Ancak 2017 yılında, Çin hükümetinin başlattığı sözde “terörle mücadele” kampanyası kapsamında, kendisi de dahil olmak üzere milyonlarca Uygur, Kazak ve Kırgız’ın zorla gönderildiği toplama kamplarından birine götürüldü. Sidik, bu kamplarda yaşananları, işkenceyi, beyin yıkamayı ve kültürel asimilasyonu ayrıntılarıyla anlatıyor. Anılarında, kamplarda Uygur dilinin ve dininin yasaklandığını, insanların sorgusuz sualsiz alıkonulduğunu ve ailelerin parçalandığını aktarıyor. Kitap, 2021 yılında İngilizce olarak yayımlandı ve kısa sürede uluslararası alanda dikkat çekti. Çin hükümeti ise kitabı “yalan ve iftira” olarak nitelendirerek reddetti ve Sidik’i “bölücü” olmakla suçladı.
Kalbinur Sidik’in anıları, Batılı istihbarat raporları ve Birleşmiş Milletler raportörlerinin bulgularıyla da örtüşüyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin 2022 tarihli raporu, Sincan’daki uygulamaların “insanlığa karşı suç” teşkil edebileceğini belirtmişti. Sidik’in tanıklığı, bu raporların soyut verilerini somut bir insan hikâyesine dönüştürüyor. Kitap, özellikle Batılı ülkelerdeki siyasetçiler ve insan hakları örgütleri tarafından sıkça referans gösteriliyor.
Küresel Boyut: İnsan Hakları ve Uluslararası Tepkiler
Sincan’daki Uygur kampları, son yıllarda uluslararası ilişkilerin en tartışmalı konularından biri haline geldi. ABD, 2021 yılında Sincan’da üretilen pamuk ve ürünlere yaptırım uygularken, Avrupa Birliği de benzer önlemler aldı. Çin ise bu suçlamaları “terörle mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırmaya çalışıyor. Kalbinur Sidik’in kitabı, bu tartışmalara kanıt niteliği taşıyor. Kitabın yayımlanması, Pekin yönetimini uluslararası arenada daha da zor durumda bıraktı. Öte yandan, Çin’in yakın müttefikleri olan Orta Asya ülkeleri ve bazı İslam ülkeleri, Pekin’in tezlerini destekleyerek bu konudaki küresel kutuplaşmayı derinleştiriyor.
Bu gelişmeler, insan hakları ile uluslararası ticaret arasındaki gerilimi de gözler önüne seriyor. Çin’in ekonomik gücü, birçok ülkenin bu konudaki eleştirilerini yumuşatmasına yol açarken, bazıları da bu durumu “etik ticaret” anlayışıyla yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Kalbinur Sidik’in çabaları, bu küresel mücadelenin önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle Uygur Türklerinin yaşadığı Sincan’daki gelişmeleri yakından izliyor. Ankara yönetimi, zaman zaman bu konuda duyarlılığını dile getirse de, Çin ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerini de gözetmek zorunda. Kalbinur Sidik’in anılarının yarattığı uluslararası etki, Türkiye’nin dış politikasında bir denge arayışına girmesine neden olabilir. Özellikle Türkiye’nin Birleşmiş Milletler ve diğer platformlarda Uygur konusuna yönelik tutumu, Çin ile ilişkilerini etkileyebilir. Bu durum, Türkiye’nin insan hakları vurgusu ile stratejik çıkarları arasında ince bir çizgide yürümesini gerektiriyor.