ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı askeri harekat, 100. gününe girerken ciddi bir popülerlik kriziyle karşı karşıya. Analistler, Amerikan kamuoyunun savaşa verdiği desteğin beklenenin çok altında olduğunu ve bu durumun hem Beyaz Saray'ın İran politikasını hem de yaklaşan Kongre seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin şansını olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Savaşın başlangıcında Trump yönetiminin "hızlı ve kesin zafer" söylemi, sahadaki karmaşık durum karşısında giderek zayıflıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Beklenen Zafer Yerine Uzayan Savaş
Trump yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı başlattığı hava saldırılarının kısa sürede Tahran rejimini masaya oturtacağını hesaplamıştı. Ancak 100 gün sonra, İran'ın misilleme yeteneğini koruduğu ve ABD güçlerine yönelik asimetrik saldırıların devam ettiği görülüyor. Özellikle Basra Körfezi'nde ABD donanma gemilerine yönelik insansız hava aracı saldırıları, savaşın maliyetini artırıyor. Pentagon kaynakları, operasyonların hava saldırılarıyla sınırlı kalmadığını, kara birliklerinin de Doğu Suriye ve Irak'ta lojistik destek için konuşlandırıldığını doğruluyor.
Kamuoyu yoklamaları, Amerikalıların yalnızca %35'inin savaşı desteklediğini, %52'sinin ise karşı olduğunu gösteriyor. Bu oranlar, Vietnam Savaşı ve Irak Savaşı'ndaki ilk 100 günlük destek seviyelerinin oldukça altında. Savaş karşıtı protestolar New York, Washington ve Los Angeles başta olmak üzere büyük şehirlerde yeniden canlanırken, sivil kayıplara ilişkin haberler de endişeyi artırıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, savaşın başladığı günden bu yana İran'da en az 1.200 sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yalnızlaşan ABD
Savaşın popüler olmaması sadece iç politikayla sınırlı değil. Uluslararası alanda ABD, geleneksel müttefiklerinin bile desteğini alamamış durumda. Avrupa Birliği, savaşın derhal durdurulması çağrısı yaparken, NATO içinde de Türkiye başta olmak üzere bazı üyeler operasyonlara katılmayı reddediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel ortaklar ise temkinli bir tarafsızlık sergiliyor. Çin ve Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde savaşı kınayan bir karar tasarısı hazırlıyor.
Ekonomik cephede ise savaşın etkileri küresel petrol piyasalarında hissediliyor. Brent petrolün varil fiyatı 100 doların üzerinde seyrederken, enerji arzına ilişkin belirsizlikler dünya ekonomisini tehdit ediyor. Uzmanlar, savaşın uzaması halinde stagflasyon riskinin arttığına dikkat çekiyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerde enerji ve gıda fiyatlarını daha da yukarı çekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın İran savaşının uzaması, Türkiye için hem güvenlik hem de ekonomik açıdan kritik sonuçlar doğuruyor. Türkiye, İran'la doğrudan sınır komşusu olması nedeniyle çatışmanın sınır ötesine sıçraması riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, savaşın Irak ve Suriye'deki dengeleri bozması, Ankara'nın terörle mücadele stratejisini olumsuz etkileyebilir. Ekonomik olarak, yükselen petrol fiyatları Türkiye'nin cari açığını artırırken, enerji maliyetleri ve enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Türkiye'nin hem İran'la ticari ilişkileri hem de enerji ithalatı göz önüne alındığında, savaşın bir an önce sona ermesi Ankara için hayati önem taşıyor. Bu nedenle Türkiye, diplomasi kanallarını açık tutarak bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlamaya çalışıyor.