WASHINGTON, 12 Haziran - ABD Başkanı Donald Trump, Mart ayından bu yana defalarca İran savaşının yakında sona ereceğini söyledikten sonra, bugün yaptığı açıklamada ABD'nin İran'la savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya vardığını duyurdu. Ancak Başkan, anlaşmanın henüz nihai hale gelmediğini ve Tahran lehine olduğu yönündeki haberleri yalanladı. Trump'ın bu açıklaması, uzun süredir devam eden gerilim ve çatışmaların ardından uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki gerilim, Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesiyle başlamış ve 2020'de İranlı General Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle doruk noktasına ulaşmıştı. Ardından iki ülke arasında çatışmalar patlak vermiş ve ABD, İran'a karşı geniş çaplı yaptırımlar uygulamıştı. Trump, Mart ayından bu yana yaptığı konuşmalarda savaşın sona ermek üzere olduğunu ima ediyor, ancak somut adımlar atmıyordu. Bugünkü açıklaması, bu imaların ilk kez bir anlaşmaya dönüştüğüne işaret ediyor.
Başkan Trump, Beyaz Saray'da basın mensuplarına yaptığı konuşmada, "İran'la adil bir anlaşma yaptık. Bu anlaşma bölgeye barış getirecek ve Amerikan askerlerinin eve dönmesini sağlayacak. Tahran lehine olduğu yönündeki iddialar tamamen asılsız. Anlaşma, her iki tarafın da çıkarlarını gözetiyor," dedi. Ancak anlaşmanın detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. İran tarafından ise resmi bir açıklama gelmedi. Tahran yönetimi, daha önce ABD ile doğrudan müzakere masasına oturmayı reddetmişti.
Uzmanlar, Trump'ın bu açıklamasının seçim öncesi bir hamle olabileceğini değerlendiriyor. Zira ABD'de başkanlık seçimleri yaklaşırken, Trump'ın savaşı bitirme vaadi seçmen nezdinde popülerlik kazanmasını sağlayabilir. Ancak anlaşmanın henüz nihai olmaması, sürecin belirsizliğini koruduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran anlaşması, tüm Ortadoğu'yu etkileyecek potansiyele sahip. İran'la yapılacak olası bir anlaşma, Yemen'deki iç savaştan Suriye'deki güç dengelerine, Irak'taki istikrarsızlıktan Körfez ülkelerinin güvenlik endişelerine kadar pek çok konuda yeni bir dönem başlatabilir. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda uzun süredir endişeli. Anlaşma, bu ülkelerin de pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Rusya ve Çin de anlaşmayı yakından takip ediyor. Moskova, İran'la yakın askeri ve siyasi ilişkilere sahip. Pekin ise İran'dan petrol ithalatı ve İran'ın Kuşak ve Yol projesindeki önemi nedeniyle anlaşmanın kendi çıkarlarına etkisini hesaplıyor. Avrupalı müttefikler ise 2015 nükleer anlaşmasına dönüş umuduyla Trump'ın hamlesini temkinli karşılıyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Anlaşmanın şeffaf ve kapsayıcı olması önemli. Bölgesel istikrar için atılacak her adımı destekliyoruz," açıklamasını yaptı.
Bu gelişme, İran'ın iç siyasetinde de yankı bulacaktır. Muhafazakar kanat, ABD ile yapılacak herhangi bir anlaşmaya şüpheyle yaklaşırken, reformistler ekonomik yaptırımların hafiflemesi için anlaşmayı fırsat olarak görebilir. İran'da yükselen enflasyon ve işsizlik, hükümeti anlaşmaya zorlayan etkenler arasında sayılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran anlaşmasını yakından izliyor. Anlaşma, Türkiye'nin enerji güvenliği ve komşularıyla ilişkileri açısından kritik öneme sahip. İran, Türkiye'nin önemli doğalgaz tedarikçilerinden biri. Yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran'la ticaret hacmini artırabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'taki güç dengeleri de anlaşmadan etkilenecek. Türkiye, İran'ın bölgesel rolünü dikkate alarak kendi politikalarını gözden geçirmek zorunda kalabilir. Ancak anlaşmanın Türkiye'nin çıkarlarına tam olarak hizmet edip etmeyeceği, anlaşmanın içeriğine bağlı. Ankara, özellikle İran'ın terör örgütleriyle bağlantısı ve nükleer programı konusunda duyarlı. Bu nedenle, Türkiye'nin anlaşma sürecine dahil olmaması durumunda endişeleri devam edecektir.