ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yeni hava saldırıları düzenleme tehdidinde bulunurken, Başkan Yardımcısı J.D. Vance İsviçre'nin Zürih kentinde İranlı yetkililerle nükleer program konulu barış görüşmelerine liderlik ediyor. Trump'ın, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditlerine yanıt olarak su yolunun kontrolünü ele geçirmekle tehdit ettiği bildiriliyor. Gelişme, ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanmasına neden olurken, bölgesel güçler ve uluslararası toplum tarafından dikkatle izleniyor.
Trump'ın Tehditleri ve Askeri Hazırlıklar
Beyaz Saray'dan üst düzey bir yetkiliye göre Trump, İran'ın petrol tankerlerine yönelik tacizlerine ve Hürmüz Boğazı'nı mayınlama planlarına misilleme olarak, ABD Donanması'na bölgedeki varlığını artırma talimatı verdi. Trump, geçen hafta yaptığı bir konuşmada, "İran'ın boğazı kapatmasına asla izin vermeyeceğiz. Gerekirse su yolunu tamamen devralırız" ifadelerini kullandı. Pentagon, Basra Körfezi'ne ikinci bir uçak gemisi konuşlandırdığını ve B-2 Spirit bombardıman uçaklarını bölgedeki üslere sevk ettiğini duyurdu. Bu hareketlilik, 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden bu yana en büyük askeri yığınağı temsil ediyor.
İranlı yetkililer ise Trump'ın tehditlerine sert yanıt verdi. İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami, "Hürmüz Boğazı bizim kontrolümüz altındadır ve herhangi bir saldırıya karşı koymak için gereken tüm güce sahibiz" dedi. Tahran, ayrıca nükleer programını hızlandırdığını ve yeni santrifüjler devreye soktuğunu açıkladı.
Vance'in İsviçre'deki Diplomasi Girişimi
Başkan Yardımcısı Vance, İsviçre'nin arabuluculuğunda İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir araya geldi. Görüşmelerde, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesinin sınırlandırılması ve uluslararası denetimlerin artırılması konuları ele alındı. Vance, görüşme sonrası yaptığı açıklamada "Önemli ilerleme kaydettik, ancak henüz bir anlaşmaya varılmadı. Trump Başkanımız, diplomasiye şans vermemizi istedi, ancak askeri seçenek de masada duruyor" dedi. İranlı müzakereciler ise ABD'nin önce tüm yaptırımları kaldırması gerektiğini vurguladı. Müzakerelerin önümüzdeki hafta Viyana'da devam etmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu gelişmeler, küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı, Trump'ın tehditlerinin ardından yüzde 5 artışla 92 dolara yükseldi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tansiyonun düşürülmesi için çağrıda bulunurken, Rusya ve Çin, ABD'yi tek taraflı eylemlerle suçladı. Avrupa Birliği, her iki tarafı da itidale davet etti ve İsviçre'deki müzakerelere destek verdi. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapatılmasının küresel petrol arzının yüzde 20'sini etkileyebileceğini ve dünya ekonomisini resesyona sürükleyebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran'la komşu olması hem de enerji ithalatında bölgeye bağımlılığı nedeniyle bu gerilimden doğrudan etkilenecektir. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güney sınırında istikrarsızlık yaratırken, Irak ve Suriye'deki dengeleri de bozabilir. Enerji maliyetlerinin artması, Türkiye'nin zaten yüksek olan cari açığını daha da büyütebilir. Ankara, hem ABD hem İran'la diyalog kanallarını açık tutarak, krizin yumuşatılmasında arabulucu rolü oynayabilir. Ancak Türkiye'nin NATO üyesi olması ve İran'la rekabet halinde olduğu bölgesel dosyalar (Suriye, Irak), hareket alanını sınırlamaktadır.