ABD ve İran arasındaki askeri gerilim, ikinci gece de şiddetini artırarak devam etti. ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan güçlerinin İran İslam Cumhuriyeti'ndeki hedeflere 49 Tomahawk seyir füzesi fırlattığını doğrularken, Perşembe sabahı yaptığı açıklamada “bu gece çok sert bir şekilde yeniden vuracağız” dedi. Trump, “çok da uzak olmayan bir gelecekte” İran’ın tamamen etkisiz hale getirileceğini savundu. Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı, uluslararası ateşkes çağrılarına yanıt olarak, bu tür bir ateşkesi “tamamen geçersiz” ilan etti. Tahran yönetimi, ABD saldırılarının savaş hukuku ihlali olduğunu ve misilleme hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.
Gelişmenin arka planı
Çatışmalar, ABD’nin Irak’taki askeri üslerine düzenlenen roket saldırılarının ardından tırmandı. Washington, bu saldırılardan İran’a bağlı milis grupları sorumlu tuttu. Buna karşılık ABD, Suriye sınırına yakın bölgelerdeki İran Devrim Muhafızları’na ait tesisleri vurduğunu duyurdu. İran ise, ABD’nin İran hava sahasını ihlal ettiğini ve sivil hedeflere zarar verdiğini iddia ederek, “hiçbir ültimatomu kabul etmeyeceklerini” bildirdi. Uzmanlar, iki ülke arasındaki bu karşılıklı saldırıların, 2020 yılında General Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden bu yana en ciddi krize yol açtığı görüşünde. Trump yönetimi, İran’ın nükleer programına ve bölgesel faaliyetlerine karşı “maksimum baskı” politikasını sürdürürken, Tahran da ABD’nin bölgedeki varlığına karşı asimetrik savaş yöntemlerini kullanıyor. NATO ve Avrupa Birliği, tarafları itidal çağrısında bulunsa da, krizin kısa vadede yatışmayacağı anlaşılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ortadoğu genelinde yangın riski giderek büyüyor. ABD ve İran arasındaki doğrudan çatışma, bölgedeki müttefikler ve rakipler için de endişe yaratıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD’nin İran’a karşı caydırıcılığını artırmasını desteklerken, Rusya ve Çin ise diplomatik çözüm çağrısı yaparak, ABD’nin tek taraflı müdahalelerini eleştiriyor. Irak, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerde İran destekli gruplar, ABD hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırabilir. Öte yandan küresel petrol piyasaları, krizin ilk gününde varil başına 5 dolarlık bir artış kaydetti; analistler, çatışmanın uzaması halinde petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısı yapıyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi, dünya enerji arzını tehdit eden en büyük risk olarak öne çıkıyor. Bu gelişmeler ışığında, ABD ve İran arasındaki gerilim, küresel güvenlik dengesini sarsacak potansiyel taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran çatışmasının doğrudan taraflarından biri olmasa da, krizin etkilerini en derinden hissedecek ülkeler arasında yer alıyor. İki ülke arasındaki gerilim, Türkiye’nin terörle mücadele ve sınır güvenliği politikalarını doğrudan etkileyebilir. Irak ve Suriye’deki İran destekli grupların olası hareketlenmeleri, Türkiye’nin PKK/YPG ile mücadelesini karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, olası bir petrol krizi, Türkiye’nin enerji ithalat maliyetlerini artırarak ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Ankara, tarafları itidale çağıran bir diplomatik dil kullanırken, hem Washington hem de Tahran’la dengeli ilişkilerini korumaya çalışıyor. Ancak krizin derinleşmesi halinde, Türkiye’nin bölgesel aktör olarak arabuluculuk rolü üstlenmesi gerekebilir.