ABD Başkanı Donald Trump, G7 zirvesi kapsamında İran ile varılan anlaşmada Tahran'ın nükleer silah geliştirmeyi kalıcı olarak bıraktığını açıkladı. 15 Haziran 2026'da imzalanan anlaşma, yıllardır süren müzakerelerin ardından geldi ve uluslararası toplumda karmaşık tepkilere yol açtı. Anlaşma metnine göre İran, nükleer programını tamamen barışçıl amaçlarla sınırlayacak ve uluslararası denetimlere açık olacak. Trump'ın açıklaması, daha önce Obama döneminde imzalanan ve 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) ardından gelen en kapsamlı düzenleme olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmanın arka planı ve maddeleri
Trump'ın duyurusu, G7 zirvesinin son gününde yapıldı ve anlaşma metni ABD, İran, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya tarafından imzalandı. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini %3.67 ile sınırlandırmasını, mevcut stoklarını yurtdışına göndermesini ve Fordow ile Natanz tesislerinde kapsamlı IAEA denetimlerine izin vermesini öngörüyor. Buna karşılık ABD, İran'a yönelik ekonomik yaptırımları kademeli olarak kaldıracak ve İran'ın petrol ihracatını serbest bırakacak. Trump, anlaşmanın 'sonsuza kadar' süreceğini ve İran'ın asla nükleer silah sahibi olmayacağını belirtti. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise anlaşmayı ülkenin 'ulusal çıkarlarına uygun' olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Anlaşma, Ortadoğu'da yeni bir dönemin kapısını aralarken, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler endişelerini dile getirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın İran'ın bölgesel faaliyetlerini durdurmadığını ve Tahran'ın balistik füze programına yönelik herhangi bir kısıtlama getirmediğini eleştirdi. Suudi Arabistan ise anlaşmayı memnuniyetle karşılayarak nükleer silahlardan arınmış bir bölge hedefini vurguladı. Avrupa Birliği, anlaşmayı 'önemli bir adım' olarak selamlarken, Rusya ve Çin ise anlaşmanın dışında kaldı ve kendi girişimlerini sürdüreceklerini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran'ın nükleer programa sahip olmasını uzun süredir endişeyle izliyordu. Bu anlaşma, Türkiye'nin güney sınırında nükleer silahlanma riskini azaltarak Ankara'nın güvenlik endişelerini bir ölçüde hafifletebilir. Ancak anlaşmanın İran'ın bölgesel politikalarını ve vekil güçler üzerindeki etkisini sınırlamaması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarları açısından belirsizlik yaratıyor. Ayrıca yaptırımların kalkmasıyla İran'ın ekonomik olarak toparlanması, Türkiye-İran ticaret hacmini artırabilir ve enerji işbirliğine yeni bir boyut kazandırabilir.