ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen müzakerelerin halen devam ettiğini ve önümüzdeki iki ila üç gün içinde bir anlaşmaya varılabileceğini açıkladı. Trump'ın bu açıklaması, İran ve İsrail arasında kırılgan bir ateşkesi bozma tehlikesi taşıyan karşılıklı saldırıların durdurulması konusunda varılan mutabakatın hemen ardından geldi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Trump, Salı günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, Tahran'la görüşmelerin gece boyunca da kesintisiz sürdüğünü belirtti. Beyaz Saray'dan yapılan bilgilendirmede, müzakerelerin çok yönlü ve karmaşık olduğu, ancak tarafların temel konularda ilerleme kaydettiği ifade edildi. Uzmanlar, Trump'ın iyimser söyleminin arkasında, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığını azaltma ve nükleer dosyayı çözme isteği olduğunu yorumluyor.
Müzakerelerin arka planı ve kilit konular
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, Trump'ın 2018'de tek taraflı olarak çekildiği nükleer anlaşmanın yerine geçecek yeni bir çerçeve arayışıyla başlatılmıştı. Taraflar arasındaki en kritik başlıklar arasında İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması, balistik füze programının kapsamı ve Tahran'ın bölgesel milis gruplara verdiği desteğin sonlandırılması yer alıyor. Trump'ın açıklamasında, müzakerelerin 'çok iyi gittiği' ve 'her iki tarafın da anlaşma istediği' vurgulandı. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, henüz resmi bir anlaşma metni olmadığını, görüşmelerin teknik düzeyde devam ettiğini duyurdu. Öte yandan İsrail ile İran arasında varılan gayriresmi ateşkes, Suriye ve Lübnan'daki vekil güçler aracılığıyla yürütülen çatışmaların geçici olarak durmasını sağladı. Analistler, bu ateşkesin ABD-İran müzakereleri için olumlu bir zemin yarattığını ancak kalıcı bir barış için henüz erken olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olası bir ABD-İran anlaşması, Ortadoğu'da dengeleri kökten değiştirebilir. Anlaşmanın sağlanması halinde, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve İran'ın ham petrol ihracatının yeniden canlanması bekleniyor. Bu durum, küresel enerji piyasalarında arz fazlası yaratarak petrol fiyatlarını aşağı çekebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi körfez ülkeleri, İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe ederken, Rusya ve Çin ise İran'la ticari ilişkilerini derinleştirme fırsatı kolluyor. Avrupa Birliği ise nükleer dosyada diplomatik çözümden yana tavrını sürdürüyor. Trump'ın 2-3 gün içinde anlaşma sinyali vermesi, müzakerelerin son aşamaya geldiğini gösterse de, İran'ın iç siyasetindeki muhafazakâr kanadın anlaşmaya karşı tutumu ve İsrail'in güvenlik kaygıları süreci zorlaştırabilir. Özellikle İran'ın nükleer tesislerinin denetimi ve şeffaflık konuları, anlaşmanın en hassas noktaları olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Anlaşma sonrası İran'la ticaretin önündeki yaptırım engellerinin kalkması, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında maliyet avantajı sağlayabilir. Ayrıca Güney Gaz Koridoru ve bölgesel enerji merkezi olma hedefi açısından İran'ın doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması gündeme gelebilir. Ancak İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin çıkarlarıyla çatışabilir. Tahran'ın PKK/PYD'ye desteği ve İdlib'deki angajmanları, Türkiye için güvenlik endişesi yaratıyor. Ankara, anlaşma sürecinde ABD ile koordinasyon halinde olup, İran'ın bölgesel faaliyetlerine sınırlama getirilmesini talep ediyor. Sonuç olarak, Türkiye için anlaşma, enerji güvenliği ve ekonomik kazanımlar açısından olumlu olsa da, sahadaki jeopolitik dengeler nedeniyle temkinli bir yaklaşım gerektiriyor.