ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü yaptığı açıklamada İran ile yürütülen nükleer müzakerelerin "hızlı bir tempo" ile ilerlediğini duyururken, Tahran yönetimi eş zamanlı olarak Hürmüz Boğazı'nı ablukaya alma ve bölgedeki diğer hassas noktalarda baskıyı artırma tehdidiyle savaşı genişletme sinyali verdi. İran resmi haber ajansı Tasnim, Tahran'ın diyalogu askıya aldığını ve yeni koşullar öne sürdüğünü bildirdi.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın müzakerelerin hızına ilişkin iyimser açıklamaları, İran'ın aynı gün yaptığı tehditlerle tezat oluşturdu. İran Devrim Muhafızları'na bağlı kaynaklar, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin yeniden değerlendirildiğini ve tüm seçeneklerin masada olduğunu belirtti. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik geçidin kapatılması, uluslararası piyasalarda ciddi dalgalanmalara yol açabilir.
Tasnim'in haberine göre İran, müzakere masasına dönmek için ABD'nin öncelikle 2018'de yeniden uygulamaya koyduğu yaptırımları kaldırmasını ve nükleer anlaşmanın (JCPOA) taraflarının taahhütlerini yerine getireceğine dair somut garantiler vermesini şart koşuyor. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Diyalog ancak eşit şartlarda ve karşılıklı saygı temelinde devam eder" ifadelerini kullandı.
Trump yönetimi ise İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlamadığı sürece yaptırımların hafifletilmeyeceğini vurguluyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Müzakereler ilerliyor ancak İran'ın tehditkar retoriği ve bölgesel istikrarsızlaştırma girişimleri kabul edilemez" denildi.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel deniz ticaretini de etkileyecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, olası bir kriz durumunda alternatif nakliye rotaları arayışına girdi. ABD Beşinci Filosu, bölgedeki varlığını artırarak seyrüsefer serbestisini koruyacağını ilan etti.
Avrupa Birliği, hem ABD hem de İran'ı itidale çağırırken, Fransa ve Almanya'nın arabuluculuk çabaları sonuçsuz kaldı. Rusya ise İran'a verdiği diplomatik desteği sürdürüyor ve Batı yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik çağrılarını yineliyor.
Uzmanlara göre, mevcut gerilim 2019'daki Hürmüz Boğazı krizinden daha geniş çaplı olabilir. Stratejik ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi'nden Dr. Ali Farsi, "İran bu kez yalnızca boğazı değil, Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki milisler üzerinden de baskı noktalarını harekete geçirebileceğini ima ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir krizden doğrudan etkilenir. Boğazın kapanması petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu artırabilir. Öte yandan, Ankara'nın İran'la enerji ve ticaret alanındaki ilişkileri, ABD yaptırımlarına rağmen devam etmektedir. Türkiye, hem ABD hem de İran'la diyalog kanallarını açık tutarak arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışabilir. Ancak mevcut durumda Ankara'nın tercihi, gerilimin tırmanmaması ve bölgesel istikrarın korunması yönünde olacaktır.