ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta İran'da bir kız okuluna düzenlenen ve onlarca kişinin ölümüne neden olan saldırıda kimin sorumlu olduğunun belki de hiçbir zaman tam olarak ortaya çıkarılamayacağını söyledi. Reuters'a konuşan Trump, savaşın ilk gününde yaşanan bu trajediyle ilgili detaylı bir soruşturma yapılmasının mümkün olmadığını ima etti. Olay, İran'ın güneybatısındaki bir kız okulunda meydana gelmiş ve aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivil hayatını kaybetmişti. Trump'ın bu açıklaması, uluslararası toplumda saldırının faillerinin cezasız kalabileceği endişesini artırdı.
Gelişmenin Arka Planı: Kız Okuluna Ölümcül Saldırı
28 Şubat 2025'te, İran-Irak sınırı yakınlarındaki bir kız okulu, yoğun bir hava saldırısına maruz kaldı. İlk raporlara göre, saldırıda en az 50 kız öğrenci ve öğretmen hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Olayın hemen ardından İran yönetimi, ABD'yi sorumlu tutarken, ABD saldırıyı üstlenmedi. Trump, 24 Haziran'daki basın toplantısında, "Bu tür savaş zamanı trajedilerinde, enkaz altında kalanlar ve kaos içinde kimin ne yaptığını bilmek neredeyse imkansız. Belki de asla bilemeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Uzmanlar, Trump'ın bu sözlerinin, ABD'nin savaş suçları iddialarından kaçınma çabası olarak yorumlanabileceğini belirtiyor.
Saldırının ardından Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi, bölgeye insani yardım ulaştırmak için girişimlerde bulundu, ancak çatışmaların şiddeti nedeniyle çalışmalar sınırlı kaldı. İran hükümeti, saldırıda kullanılan mühimmatın ABD yapımı olduğunu iddia ederken, bağımsız gözlemciler henüz net bir kanıt sunamadı. Bu belirsizlik, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sorumluluk Tartışmaları ve Uluslararası Hukuk
Saldırının sorumlusunun kim olduğu sorusu, sadece İran ve ABD arasında değil, tüm bölgede yankı buldu. İran'ın müttefiki olan Suriye ve Hizbullah, ABD'yi sert bir dille kınarken; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler ise olayın bağımsız bir şekilde araştırılması çağrısı yaptı. Avrupa Birliği, sivil kayıplara yol açan her türlü saldırının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı ve tarafları itidale davet etti.
Trump'ın "sorumlunun bilinemeyebileceği" yönündeki açıklaması, insan hakları örgütlerinden tepki çekti. İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu tür bir tutumun savaş suçlarının cezalandırılmasını engelleyeceğini ve sivilleri korumasız bırakacağını belirtti. Öte yandan, bazı analistler, Trump'ın bu sözlerinin, ABD'nin savaşı sonlandırma çabalarının bir parçası olabileceğini; çünkü sorumluluğun netleşmesi durumunda ABD'nin savaş tazminatı ödemek zorunda kalabileceğini öne sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırında yaşanan bir çatışmanın siviller üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha göstermektedir. İran'da yaşanan bu tür trajediler, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirerek Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırmaktadır. Ayrıca, savaşın uzaması halinde İran'dan Türkiye'ye yeni göç dalgaları yaşanabileceği gibi, enerji ticareti ve sınır ticareti de olumsuz etkilenebilir. Türkiye'nin, uluslararası hukuk çerçevesinde sivillerin korunması için daha etkin bir arabuluculuk rolü üstlenmesi gerekebilir.