ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat’ta İran’ın güneybatısındaki bir kız okuluna düzenlenen ve çok sayıda öğrencinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırıya ilişkin soruları geçiştirirken, “Kimin sorumlu olduğu asla tam olarak bilinemeyebilir” dedi. Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, saldırının ayrıntılarına hakim olmadığını ancak bölgedeki tüm tarafların benzer olaylarla ilgili birbirini suçladığını belirtti. Saldırı, İran’ın Huzistan eyaletindeki bir kız ortaokulunda meydana geldi ve ilk belirlemelere göre 17 kişi hayatını kaybetti, 30’dan fazla kişi yaralandı. İran yönetimi olaydan ABD ve İsrail’i sorumlu tutarken, Beyaz Saray’dan yapılan resmi açıklamada ise “İddialar asılsızdır” denildi. Ancak Başkan Trump’ın bugünkü sözleri, ABD’nin krizin içinde olduğu izlenimine yol açtı ve uluslararası kamuoyunda tepki çekti.
Saldırının ayrıntıları ve tarafların açıklamaları
28 Şubat sabahı, Huzistan eyaletinin merkezi Ahvaz kentindeki bir kız okuluna düzenlenen hava saldırısı, ders saatinde gerçekleşti. Patlamada okul binasının büyük bölümü yıkılırken, kurtarma ekipleri enkaz altındaki öğrencilere ulaşmak için saatlerce çalıştı. İran Kızılayı, ölü sayısının 17’ye yükseldiğini, yaralılardan 7’sinin durumunun kritik olduğunu duyurdu. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, olayın “İsrail’in bölgede yürüttüğü terörist faaliyetlerin bir parçası” olduğunu söyledi ve İsrail’i “yanlış hesaplar yapmakla” suçladı. İsrail tarafından konuya ilişkin herhangi bir resmi açıklama yapılmazken, İsrail medyası olayla ilgili olarak “İran’ın müttefiklerine yönelik bir operasyon” iddialarını yalanladı. ABD Savunma Bakanlığı ise saldırıyla ilgisi olmadığını duyurdu, ancak Trump’ın “sorumlunun asla bilinemeyeceği” yönündeki sözleri, Washington’un konuyu takip etme konusunda isteksiz olduğu yorumlarına neden oldu.
Bölgesel gerilim ve uluslararası yansımalar
Saldırı, bölgede İran ile ABD arasındaki gerginliğin yeni bir boyut kazanmasına yol açtı. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, saldırıyı “terörist bir eylem” olarak nitelendirdi ve “hesabını soracağız” dedi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde konu ele alınırken, ABD’nin vetosu karşısında kınama kararı çıkmadı. Rusya, saldırıyı “insanlık suçu” olarak değerlendirirken, AB’nin yüksek temsilcisi Josep Borrell de olayın bağımsız bir şekilde soruşturulması çağrısı yaptı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise sessiz kalırken, Katar ve Umman arabuluculuk teklifinde bulundu. Bu durum, İran’ın nüfuz alanındaki hassas dengeleri bir kez daha ortaya koydu. Özellikle İran’ın Yemen, Suriye ve Lübnan’daki müttefikleriyle birlikte hareket etmesi, bölgesel bir çatışmanın fitilini ateşleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki bu saldırı, Türkiye’nin güney sınırına yakın bir bölgede meydana gelmiştir ve bu durum Ankara’yı endişelendirmektedir. Türkiye, İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda bölgedeki istikrarsızlığın sınır aşan terör gruplarını beslemesinden kaygı duymaktadır. Saldırının ABD’nin bölgedeki varlığına dair soruları artırması, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde hassas bir konu olan PKK/YPG meselesini de gündeme getirebilir. Ankara, İran’ın kuzeybatısındaki Türkiye sınırına yakın bölgelerde PKK varlığına karşı hassastır ve bu tür olayların sınır güvenliğini doğrudan etkileyebileceğini düşünmektedir. Ayrıca, İran’daki istikrarsızlık, Türkiye’ye yönelik düzensiz göç dalgalarını tetikleyebilir ve ekonomik iş birliğini olumsuz etkileyebilir.