New York City’de 25 Haziran 2024’te yapılan Demokrat Parti ön seçimleri, Amerikan siyasetinde İsrail’e yönelik tutumların hızla değiştiğini ortaya koydu. Üç ilerici adayın, parti kuruluşu ve güçlü İsrail yanlısı lobi gruplarının karşı çıkmasına rağmen önemli zaferler kazanması, Gazze savaşının ABD iç siyasetindeki etkisinin somut bir göstergesi oldu. Bu sonuçlar, özellikle Demokrat seçmen tabanında İsrail’e yönelik artan eleştirel bakışın sandığa yansıdığını teyit etti.
Seçim sonuçları ve İsrail lobisinin kaybı
New York’un 16. Kongre Bölgesi’nde mevcut milletvekili Jamaal Bowman’ı zorlayan ilerici aday George Latimer, Bowman’ı yenilgiye uğratarak dikkatleri üzerine çekti. Bowman, İsrail’i eleştiren açıklamaları ve ateşkes çağrılarıyla bilinen bir isimdi. Latimer ise İsrail yanlısı Amerikan-İsrail Kamu İlişkileri Komitesi (AIPAC) tarafından destekleniyordu. Ancak bu desteğe rağmen Latimer’in zaferi, İsrail lobisinin her zaman kazanamayacağını gösterdi. Daha da önemlisi, New York’un diğer bölgelerinde AIPAC’ın karşı çıktığı üç ilerici aday —Catherine Durand, Zohran Mamdani ve Alexa Avilés— kendi seçim bölgelerinde rakiplerini mağlup etti. Bu isimler, Gazze’de ateşkes çağrısı yapan ve İsrail’e silah ambargosu talep eden siyasetçiler olarak öne çıkıyordu.
Siyasi analistler, bu sonuçların Demokrat Parti’nin geleneksel İsrail yanlısı duruşunda bir kırılma yarattığını belirtiyor. Özellikle genç seçmenler ve ilerici kanat, İsrail’in Gazze operasyonlarını şiddetle eleştiriyor ve Biden yönetiminin İsrail’e verdiği askeri desteğe tepki gösteriyor. New York’taki bu seçimler, söz konusu hoşnutsuzluğun oy gücüne dönüştüğünü kanıtlıyor.
Gazze savaşının Amerikan siyasetine yansımaları
7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırı ve ardından İsrail’in Gazze’ye başlattığı yoğun askeri operasyon, ABD’de derin siyasi tartışmaları beraberinde getirdi. Biden yönetimi, İsrail’e askeri yardımı sürdürürken, Demokrat Parti içindeki ilerici kanat bu politikayı “soykırıma ortak olmakla” suçluyor. Kasım 2024’te yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde, bu ayrışmanın parti içinde ciddi bir bölünmeye yol açabileceği yorumları yapılıyor.
New York ön seçimlerindeki zaferler, ilerici hareketin yerel düzeyde örgütlenme gücünü de gözler önüne serdi. Adaylar, seçim kampanyalarında Filistin haklarına vurgu yaparak geniş bir koalisyon oluşturmayı başardı. Öte yandan, AIPAC gibi grupların bu seçimlerde 20 milyon dolardan fazla harcama yapmasına rağmen istediği sonucu alamaması, bu lobinin siyasi nüfuzunun zayıfladığı şeklinde yorumlanıyor. Ancak uzmanlar, bu durumun ulusal düzeyde henüz büyük bir değişim anlamına gelmediği uyarısında bulunuyor. Kongre’deki genel tablo hâlâ İsrail yanlısı çizgide seyrediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’de İsrail’e yönelik sorgulamanın arttığını ve bunun seçimlere yansıdığını gösteriyor. Türkiye, uzun süredir İsrail’in Filistin politikalarını eleştiren bir duruş sergiliyor. ABD’deki bu dönüşüm, Türkiye’nin uluslararası platformlarda Filistin davasına verdiği desteğin potansiyel olarak daha fazla karşılık bulmasını sağlayabilir. Ancak etki sınırlıdır; zira ABD dış politikasındaki köklü değişim için daha uzun bir süreç gerekiyor. Türkiye, bu atmosferi kendi diplomatik girişimleri için bir fırsat olarak değerlendirebilir.