Eski ABD Başkanı Donald Trump, İran ve İsrail arasında Nisan ayından bu yana ilk kez yaşanan karşılıklı hava saldırılarının ardından taraflara ‘ateşkes’ çağrısında bulundu. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, “İran ve İsrail ateş etmeyi bırakmalı. Derhal ateşkes sağlanmalı, aksi takdirde bölge daha büyük bir felakete sürüklenir” ifadelerini kullandı. Trump’ın bu açıklaması, Pazar akşamı ile Pazartesi sabahı arasında meydana gelen ve ilk kez bu kadar geniş çaplı olan hava saldırılarının ardından geldi. İsrail’in İran’ın Suriye’deki askeri noktalarına düzenlediği saldırılara, İran da İsrail topraklarına yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarıyla karşılık verdi. Uzmanlar, bu gerginliğin bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
Gelişmenin arka planı
İran ve İsrail arasındaki gerginlik, uzun süredir vekalet savaşları ve istihbarat operasyonları üzerinden yürüyordu. Ancak son saldırılar, doğrudan karşı karşıya gelme eşiğini yükseltti. İsrail, İran’ın Suriye’deki askeri varlığını hedef alırken, İran ise ilk kez İsrail topraklarına doğrudan saldırı düzenleyerek yanıt verdi. Bu durum, iki ülke arasındaki çatışmanın yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor. Trump’ın çağrısı, özellikle kendisinin başkanlık döneminde İran’a yönelik ‘maksimum baskı’ politikasını anımsatıyor. Trump, 2018’de nükleer anlaşmadan çekilmiş ve İran’a ağır yaptırımlar uygulamıştı. Şimdiki çağrısı ise kimi çevrelerce ‘seçim kampanyasına yönelik bir girişim’ olarak yorumlanıyor.
Saldırıların hemen ardından BM Güvenlik Konseyi acil toplantı kararı alırken, ABD ve Avrupa Birliği de taraflara itidal çağrısı yaptı. İran, saldırıların meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu savunurken, İsrail ise ‘İran’ın bölgedeki yıkıcı faaliyetlerine karşı’ operasyon düzenlediğini açıkladı. Taraflar arasındaki söylemlerin sertleşmesi, krizin daha da tırmanabileceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu çatışma, sadece İran ve İsrail’i değil, tüm Ortadoğu’yu etkiliyor. Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen’deki vekil güçlerin de bu çatışmaya dahil olma riski bulunuyor. Bu durum, enerji piyasalarında da dalgalanmaya yol açtı; petrol fiyatları saldırıların ardından yüzde 5’e yakın arttı. Küresel güçlerin çatışmaya müdahil olma olasılığı, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. ABD, bölgedeki askeri varlığını artırma sinyali verirken, Rusya ise İran’a yakın bir pozisyon alıyor. Avrupa Birliği, diplomasi kanallarını zorluyor ancak şu ana kadar somut bir ilerleme sağlanamadı.
Trump’ın çağrısı, eski bir başkan olarak resmi bir yetkisi olmamasına rağmen uluslararası kamuoyunda yankı buldu. Özellikle Cumhuriyetçilerin dış politika kanadında destek gören bu çağrının, Biden yönetiminin bölge politikalarına bir eleştiri olduğu da değerlendiriliyor. Biden yönetimi, şu ana kadar doğrudan bir müdahaleden kaçınırken, İsrail’in güvenliğine vurgu yaparak İran’a yönelik yaptırımları sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin güvenliği ve dış politikası açısından kritik önem taşıyor. İran ve İsrail arasındaki gerginlik, Türkiye’nin komşusu olan Irak ve Suriye’de istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye, her iki ülkeyle de sınırlı ilişkilere sahip; İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atılırken, İran ile enerji ve ticaret alanında iş birliği sürüyor. Çatışmanın tırmanması, Türkiye’nin enerji güvenliğini tehdit edebilir ve bölgedeki terör örgütlerine yeni bir alan açabilir. Ayrıca, Türkiye’nin arabuluculuk rolünü öne çıkarabileceği bir süreç başlayabilir. Ancak Ankara’nın denge politikası, dikkatli bir diplomasiyi zorunlu kılıyor.