ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerde tıkanma yaşanmadığını açıklarken, muhalif grupların ve İran yanlısı güçlerin son haftalarda Kuveyt ve Bahreyn gibi Körfez ülkelerine yönelik drone saldırıları, bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. Kuveyt Sağlık Bakanlığı, başkent Kuveyt Uluslararası Havalimanı'na yakın bir terminal binasını hedef alan İran yapımı drone saldırısında bir kişinin hayatını kaybettiğini, en az 63 kişinin yaralandığını duyurdu. Saldırı nedeniyle havalimanı kısa süreliğine kapatıldı ve uçuşlar askıya alındı. Bu gelişme, İran ile ABD arasında devam eden müzakerelerin ne denli kırılgan bir zeminde ilerlediğini bir kez daha ortaya koydu.
Görüşmelerde tıkanma iddiaları ve Trump'ın yanıtı
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran ile yürütülen nükleer görüşmelerin durma noktasına geldiği yönündeki haberleri yalanladı. “Görüşmelerde tıkanma yok, ilerliyoruz” ifadelerini kullanan Trump, müzakerelerin gizlilik içinde sürdüğünü ve kamuoyuna yansıyan bilgilerin çoğunun spekülasyondan ibaret olduğunu kaydetti. Beyaz Saray'dan yapılan resmi açıklamada ise İran ile dolaylı yollardan temasın devam ettiği, ancak somut bir anlaşmanın henüz ufukta görülmediği belirtildi. Öte yandan, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behruz Mousavi, müzakerelerin “teknik düzeyde sürdüğünü”, ancak siyasi irade konusunda ABD'nin adım atması gerektiğini söyledi. Analistler, Trump yönetiminin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının sona ermesine rağmen, Körfez'deki İran yanlısı milislerin saldırılarının müzakereleri baltaladığına dikkat çekiyor.
Kuveyt'teki saldırının ardından ülke güvenlik güçleri alarm seviyesini yükseltti. Kuveyt İçişleri Bakanlığı, saldırıyı gerçekleştiren İran yapımı dronların, Irak merkezli İran destekli bir milis grubu tarafından fırlatıldığını tespit ettiklerini açıkladı. Olayla ilgili soruşturma sürerken, Kuveyt yönetimi ABD ve Suudi Arabistan ile koordineli şekilde hareket ediyor. Uzmanlar, İran'ın müzakerelerde elini güçlendirmek için zaman zaman vekil güçler aracılığıyla Körfez'de gerilim yarattığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Körfez'de yeni bir kriz mi?
Kuveyt'teki saldırı, İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumu ile sahada vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü askeri faaliyetler arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor. Trump'ın görüşmeleri canlı tutma çabalarına rağmen, İran yanlısı grupların Körfez Arap ülkelerine yönelik saldırıları, bölgedeki mevcut istikrarsızlığı derinleştiriyor. Bahreyn ve Suudi Arabistan da geçtiğimiz haftalarda benzer insansız hava aracı saldırılarına maruz kalmış, özellikle Şii nüfusun yoğun olduğu bölgelerde güvenlik önlemleri artırılmıştı. Suudi Arabistan liderliğindeki Arap koalisyonu, İran'ı terörizmi finanse etmekle suçlarken, Tahran yönetimi bu iddiaları reddediyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin acil bir oturum düzenlemesi bekleniyor. Uzmanlar, ABD ve İran arasındaki müzakerelerin başarısız olması durumunda, Körfez'de yeni bir askeri çatışma riskinin arttığını vurguluyor. Özellikle İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırması, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor. Bu tablo, bölgedeki enerji arz güvenliği ve küresel petrol fiyatları üzerinde de belirsizlik yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Körfez'de İran ile ABD arasında tırmanan gerilim, Türkiye'nin dış politikasını doğrudan etkileyebilecek bir dinamiğe sahiptir. Türkiye, İran'la nükleer müzakerelerde ilımlı bir tutum sergilese de, Körfez ülkeleriyle artan ticari ve diplomatik ilişkileri nedeniyle bu krizde denge arayışına girebilir. Özellikle Katar ile yakın işbirliği ve Suudi Arabistan ile normalleşme süreci, Ankara'yı bölgedeki tansiyona karşı hassas kılıyor. Ayrıca, Irak'ın kuzeyinde aktif olan İran yanlısı grupların Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki faaliyetleri, güvenlik riski oluşturabilir. Türkiye'nin enerji ithalatının önemli bir kısmını Körfez'den karşılaması, petrol fiyatlarındaki olası artışın ekonomiye yansımalarını da yakından izlemesini gerektiriyor. Bu nedenle Ankara'nın, çatışmanın büyümesini engellemek ve diyalog kanallarını açık tutmak için arabuluculuk rolünü canlandırması beklenebilir.