İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Turmus Ayya kasabasında, Filistinli Amerikalılar, ABD Büyükelçisi Mike Huckabee'in yakındaki İsrail yerleşimi Şilo'ya yaptığı ziyaretlerin ardından yerleşimci şiddetindeki artışın kendilerini hedef aldığını belirtiyor. ABD pasaportlu vatandaşlar, İsrail güvenlik güçlerinin yerleşimcilere verdiği destek ve ABD'nin konuya kayıtsız kalması nedeniyle kendilerini terk edilmiş hissediyor.
Turmus Ayya'da artan şiddet ve ABD'nin sessizliği
Ramallah'ın kuzeyinde yer alan Turmus Ayya, yaklaşık 3.000 nüfuslu bir Filistin kasabası. Halkın önemli bölümü ABD vatandaşlığına sahip. Son zamanlarda, bölgedeki İsrail yerleşimleriyle sınır hattında yaşanan çatışmalar, yerleşimcilerin zeytin ağaçlarını kesmesi ve araçlara taş atması gibi olaylarla tırmanışta.
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Şubat ayında Şilo yerleşimini ziyaret etmiş ve burada yaptığı açıklamalarda Batı Şeria'daki yerleşimlerin İsrail'in 'tarihi mirası' olduğunu savunmuştu. Bu ziyaretin ardından yerleşimcilerin cesaretlendiği ve Turmus Ayya sakinlerine yönelik saldırıların arttığı belirtiliyor. Yerel halk, ABD yönetiminin bu tutumunun, İsrail'in işgal politikalarına verdiği açık destek olarak yorumluyor.
Filistinli Amerikalı aktivist Lina Tewfik, yaptığı açıklamada, "ABD pasaportu taşıyoruz ancak bu bizi korumuyor. Yerleşimcilerin saldırılarına karşı ne İsrail ne de ABD bizi korumak için adım atmıyor. ABD'nin buradaki varlığı, sadece sorunları artırıyor" ifadelerini kullandı. Tewfik, zeytin hasadı sırasında yerleşimcilerle yaşanan gerginliklerde ailesinin araçlarının zarar gördüğünü dile getirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin yeni yönetimi, İsrail-Filistin meselesinde önceki yönetimlerden farklı bir çizgi izliyor. Ancak Büyükelçi Huckabee'nin açıkça yerleşimleri destekleyen açıklamaları, iki devletli çözümü baltaladığı eleştirileriyle karşılanıyor. Birleşmiş Milletler, yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtirken, İsrail bu kararlara uymayı reddediyor.
Turmus Ayya'da yaşanan gerilim, aslında Batı Şeria'nın genelindeki durumun bir yansıması. Yerleşimci şiddetine ilişkin veriler, 2024 yılında önceki yıla göre üç kat artış gösterdi. Filistinlilere yönelik zorunlu göçler, arazi gaspı ve ev yıkımları da benzer şekilde yükselişte. Uluslararası toplumun tepkisi, güçlü kınamaların ötesine geçemiyor.
ABD'nin bu tutumu, yalnızca Filistin tarafındaki güveni sarsmakla kalmıyor; bölgede istikrarı da tehdit ediyor. Uzmanlar, ABD yönetiminin bu yaklaşımının, Filistinli mülteciler ve yerinden edilmiş insanların durumunu daha da karmaşık hale getireceği uyarısında bulunuyor. Bölgesel aktörler, özellikle de Ürdün ve Mısır, bu gelişmelerin yeni bir gerginlik dalgasına yol açabileceğinden endişeli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve Doğu Kudüs'ün statüsüne ilişkin hassasiyetini yakından ilgilendiriyor. ABD'nin yerleşimlere verdiği açık destek, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu iki devletli çözümü baltalayan bir adım. Türkiye, Filistin devletinin kurulmasına yönelik uluslararası çabalarda aktif rol oynuyor; bu tür olaylar, Ankara'nın bölgedeki diplomatik girişimlerini zorlaştırabilir. Ayrıca, Filistinli Amerikalıların yaşadığı bu mağduriyet, İslam dünyasında ABD karşıtı duyguları artırabilir ve Türkiye'nin kamuoyunda bu duruma yönelik duyarlılığını yükseltebilir. Türkiye, Birleşmiş Milletler nezdinde bu konuyu gündeme getirerek uluslararası hukukun korunması için çaba sarf etmelidir.