G7 liderler zirvesi sonuç bildirgesinde, İran'ın balistik füze programının da müzakere masasına yatırılması çağrısı yapıldı. ABD Başkanı Donald Trump, bu çağrıya destek vererek, Tahran yönetimiyle imzalanan savaşı sonlandırma anlaşmasına atıfta bulundu ve Avrupalı liderlerin katılımıyla daha kapsamlı bir müzakere sürecinin başlatılmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Zirvede ayrıca İran'ın bölgesel faaliyetleri ve nükleer anlaşmanın geleceği de ele alındı.
Gelişmenin arka planı
Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi'nde liderler, İran'ın balistik füze programını bölgesel güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit olarak değerlendirdi. Ortak bildiride, "İran'ın füze faaliyetlerinin kapsamlı bir şekilde ele alınması gerekiyor" ifadesi yer aldı. Trump yönetimi, İran'la varılan savaşı sonlandırma anlaşmasını (2026) takiben, füze programının da uluslararası müzakerelerin parçası olması yönündeki Avrupa taleplerine sıcak baktığını sinyalledi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Başkan Trump'ın İran'ın savunma harcamalarının sınırlandırılması ve füze menzil kısıtlamaları konusunda yeni bir mutabakata varmaya hazır olduğu belirtildi.
İran ise füze programının savunma amaçlı olduğunu ve müzakere edilemeyeceğini vurguluyor. Ancak G7 zirvesinde Avrupalı liderler, özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı, Tahran'a daha geniş kapsamlı bir anlaşma teklif edilmesi gerektiğini savundu. Bu teklif, nükleer faaliyetlerin yanı sıra füze programını da içerecek şekilde tasarlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın balistik füze programı, özellikle İsrail ve Körfez ülkeleri için doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Son yıllarda Şahab serisi füzelerle menzilini 2.000 kilometrenin üzerine çıkaran Tahran, Avrupa'nın güneyini de tehdit eder duruma geldi. ABD'nin yeni tutumu, İran karşısında daha sert bir hat izleyen İsrail ve Suudi Arabistan tarafından memnuniyetle karşılanırken, Rusya ve Çin ise Tahran'ın yanında yer alarak müzakere çağrılarını reddediyor. G7'nin bu çıkışı, aynı zamanda İran'la yapılan nükleer anlaşmanın (JCPOA) yeniden canlandırılmasına yönelik çabaları da etkileyebilir. Uzmanlara göre, füze programının müzakerelere dahil edilmesi, Tahran'ın masadan kalkmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin İran'la olan sınır güvenliği ve enerji iş birliğini doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Tahran'la ticaret ve enerji alanında derin bağlara sahipken, füze programının uluslararası baskıya maruz kalması, bölgesel dengeleri değiştirebilir. Türkiye, İran'ın füze kabiliyetinin sınırlandırılmasını genel anlamda desteklemekle birlikte, yaptırım politikalarına dahil olmaktan kaçınıyor. Öte yandan, ABD ve AB'nin İran'a yönelik olası yeni yaptırımları, Türk şirketlerini de etkileyebilir. Ankara'nın bu süreçte hem batılı müttefikleriyle hem de İran'la denge politikasını sürdürmesi bekleniyor.