ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik ekonomik baskıyı en üst düzeye çıkaracaklarını ve Tahran yönetiminin 'ekonomik olarak sert bir şekilde vurulacağını' söyledi. Trump'ın bu açıklaması, Orta Doğu'daki gerilimin tırmanmasına ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde geldi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İran'ın bölgesel faaliyetleri ve nükleer programı nedeniyle yaptırımların genişletileceği ve yeni ekonomik önlemlerin alınacağı belirtildi.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın bu çıkışı, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdığına dair son raporların ardından geldi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçtiğimiz haftalarda İran'ın Natanz ve Fordow tesislerinde zenginleştirme kapasitesini genişlettiğini doğrulamıştı. Bu gelişmeler, 2015 tarihli nükleer anlaşmanın (JCPOA) yeniden canlandırılmasına yönelik müzakerelerin de kesintiye uğramasına neden oldu.
Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, 'İran'ın kötü niyetli davranışlarına seyirci kalmayacağız. Ekonomik baskıyı artırarak, rejimin bölgesel istikrarsızlık yaratma kapasitesini sınırlayacağız' ifadelerine yer verildi. Trump yönetimi ayrıca, İran'a yönelik petrol ve petrokimya ihracatına uygulanan yaptırımların daha da sıkılaştırılacağını ve bu sektörlerle bağlantılı tüm finansal işlemlerin engelleneceğini duyurdu.
İran tarafından ise henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak Tahran yönetiminin daha önceki benzer açıklamalara, uranyum zenginleştirme oranını artırarak veya bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yanıt verdiği biliniyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, 'ABD'nin baskı politikası başarısız olmuştur ve yine başarısız olacaktır' demişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'da zaten yüksek olan gerilimi daha da artırıyor. İsrail'in İran'a yönelik olası askeri saldırı senaryoları, ABD'nin denizdeki askeri varlığını artırması ve İran'ın Körfez'deki ticari gemilere yönelik tacizleri, bölgede sıcak bir çatışma riskini gündemde tutuyor. Uzmanlar, ABD'nin ekonomik baskıyı artırmasının İran'ı müzakere masasına çekmekten çok, daha agresif bir tutuma itebileceği görüşünde.
Küresel enerji piyasaları da bu gelişmeden etkileniyor. Petrol fiyatları, arz kesintisi endişeleriyle son haftalarda yükseliş eğiliminde. Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlere yönelik herhangi bir tehdit, petrol fiyatlarını hızla yukarı çekebilir. Bu durum, küresel enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için de yeni bir zorluk anlamına geliyor.
ABD'nin İran'a yönelik bu yeni yaptırım dalgası, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde de tartışmalara yol açtı. Rusya ve Çin, tek taraflı yaptırımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtirken, Avrupa Birliği, diplomasiye öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Fransa, Almanya ve İngiltere, ortak bir açıklama yaparak tarafları itidal ve diyalog konusunda uyardı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu ve derin ekonomik bağlara sahip bir ülke. ABD'nin yaptırımları, Türkiye'nin İran'dan ithal ettiği doğal gaz ve petrolü doğrudan etkilemese de, enerji maliyetlerini artırabilir ve bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, ABD'nin baskı politikası, İran'ın Suriye ve Irak'taki faaliyetlerini artırmasına neden olabilir; bu da Türkiye'nin sınır güvenliği açısından risk oluşturur. Ankara, diplomatik çözümü desteklediğini defalarca dile getirmiştir; bu nedenle Türkiye'nin tansiyonu düşürmek için ara bulucu rol üstlenmesi beklenebilir. Ekonomik olarak ise, olası bir petrol fiyat artışı Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkileyebilir.