ABD Başkanı Donald Trump, 6 Şubat 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, İran'ın dini lideri Seyyid Mojtaba Hamaney'in nükleer anlaşma metnini onayladığını belirtti. Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı kısa açıklamada, 'İran dini lideri anlaşmayı onayladı. Artık metin üzerinde anlaşmaya varıldı. Yakında imza aşamasına geçeceğiz' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, uzun süredir devam eden dolaylı müzakerelerin sona ermek üzere olduğu yönünde yorumlandı.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, 2018 yılında Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmiş ve ardından İran'a yönelik ağır yaptırımları yeniden yürürlüğe koymuştu. İran ise buna karşılık olarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmış ve anlaşmanın bazı taahhütlerinden geri adım atmıştı. Son aylarda Umman ve Katar arabuluculuğunda yürütülen dolaylı görüşmeler, tarafların yeniden bir anlaşma zeminine yaklaştığını gösteriyordu. Trump'ın bugünkü açıklaması, bu sürecin somut bir ilerleme kaydettiğine işaret ediyor.
Anlaşmanın detaylarına ilişkin henüz resmi bir metin yayımlanmazken, uzmanlar yeni anlaşmanın İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesine sınırlamalar getireceğini ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngöreceğini tahmin ediyor. Ancak Trump'ın İran dini lideri olarak Mojtaba Hamaney'den bahsetmesi dikkat çekti; zira bu isim, İran'ın mevcut dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in oğlu ve potansiyel halefi olarak biliniyor. Trump'ın bu ifadesi, İran'da bir liderlik değişikliğinin sinyali olarak da yorumlanabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile ABD arasında varılacak olası bir anlaşma, Orta Doğu'da dengeleri yeniden şekillendirecek potansiyele sahip. İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleri, İran'ın nükleer programına yönelik endişelerini sıkça dile getiriyor. Trump yönetiminin İran'la bir anlaşmaya varması, müttefikler arasında farklı tepkilere yol açabilir. Öte yandan, Rusya ve Çin gibi diğer büyük güçler de İran dosyasında kendi çıkarlarını gözetiyor. Anlaşmanın sağlanması halinde, küresel petrol piyasalarında İran yaptırımlarının hafiflemesiyle arz artışı beklenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem komşuluk ilişkileri hem de enerji ihtiyacı nedeniyle yakından ilgileniyor. İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin enerji ithalatında maliyetleri düşürebilir ve iki ülke arasındaki ticareti canlandırabilir. Ayrıca, İran'ın uluslararası sisteme yeniden entegrasyonu, bölgesel istikrara katkı sağlayabilir. Ancak Türkiye, İran'ın nükleer programının tamamen şeffaf olmasını ve bölgesel güvenliği tehdit etmemesini bekliyor. Ankara'nın bu süreçte hem ABD hem de İran'la diyaloğunu sürdürmesi, denge politikası açısından kritik önem taşıyor.