ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü yaptığı açıklamayla İran'a karşı deniz ablukasını yeniden başlattıklarını duyurdu. Bu karar, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda son haftalarda tırmanan askeri gerilimin ortasında geldi. Trump, İran limanlarına giriş çıkış yapan tüm gemilerin durdurulacağını ve aranacağını belirterek, bu adımın İran'ın bölgedeki 'saldırgan faaliyetlerine' karşı bir caydırıcı olduğunu savundu. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, ablukanın İran'ın petrol ihracatını sıfırlama hedefiyle uyumlu olduğu ve Tahran yönetimini müzakere masasına zorlamayı amaçladığı ifade edildi.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor. İran, bu geçiş noktasını defalarca tehdit etmiş ve son aylarda ABD ile müttefiklerine ait ticari gemilere yönelik taciz olayları artmıştı. Trump yönetimi, 2018'de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran'a yönelik 'azami baskı' politikasını benimsemiş, ancak deniz ablukası benzeri bir önlem daha önce uygulanmamıştı. Pentagon kaynakları, abluka kapsamında ABD Donanması'nın beşinci filo unsurlarının bölgede devriye gezeceğini ve İran bandıralı ya da İran'a gitmekte olduğundan şüphelenilen gemileri durduracağını aktardı. Bu karar, İran'ın Yemen'deki Husilere askeri destek sağladığı iddialarının ardından geldi.
Bölgesel ve küresel boyut
Deniz ablukası, yalnızca İran'ı değil, bölge ülkelerini de etkileyecek bir gelişme. Petrol fiyatları, haberin ardından varil başına 3 dolar yükseldi. Çin ve Hindistan gibi İran petrolünün başlıca alıcıları, bu adımın enerji maliyetlerini artırabileceği uyarısında bulundu. Avrupa Birliği ise tek taraflı yaptırımları diplomatik çözüm çabalarını baltaladığı gerekçesiyle eleştirdi. Bu hamle, aynı zamanda İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereleri de karmaşık hale getiriyor. Uzmanlar, ablukanın İran'ın ekonomisini daha da zor duruma sokacağını, ancak Tahran yönetiminin geri adım atmak yerine bölgedeki vekil güçler aracılığıyla karşılık verme riskini artırdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimden doğrudan etkileniyor. Deniz ablukası, petrol fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile ticari ilişkileri ve doğalgaz anlaşmaları bu gerginlikten zarar görebilir. Ankara, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına mesafeli dururken, bölgesel istikrarın bozulmasının Suriye ve Irak'taki güvenlik dinamiklerini de etkileyeceğini değerlendiriyor. Bu nedenle Türkiye'nin, diplomatik kanalları kullanarak tansiyonun düşürülmesi için arabulucu rolü oynaması bekleniyor.