ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyon başlatmayı değerlendirdiklerini duyurdu. Axios'a konuşan Trump, söz konusu operasyonun bu yılın başlarında gerçekleştirilen 'Operasyon Öfke' saldırılarından çok daha büyük olabileceğini belirtti. Trump, karar aşamasına yaklaştığını ifade ederken, İran'ın nükleer programına ve bölgedeki faaliyetlerine yanıt olarak böyle bir adımın gündemde olduğu anlaşılıyor.
Yeni Bir Askeri Harekat mı Geliyor?
Trump'ın açıklamaları, Washington yönetiminin İran'a yönelik politikasında daha sert bir çizgiye geçme ihtimalini güçlendiriyor. Operasyon Öfke, Şubat 2024'te ABD'nin İran destekli gruplara karşı Irak ve Suriye'de düzenlediği hava saldırılarını kapsıyordu. Bu saldırılar, Ürdün'deki bir ABD üssüne düzenlenen ve üç Amerikan askerinin ölümüne yol açan insansız hava aracı saldırısına misilleme olarak başlatılmıştı.
Trump'ın sözünü ettiği 'büyük' saldırı, bu operasyonu katbekat aşabilecek bir kapsamda olabilir. Uzmanlar, olası bir harekâtın İran'ın nükleer tesislerini, askeri altyapısını veya bölgedeki vekil güçlerini hedef alabileceğini belirtiyor. Ancak Trump'ın İran'la müzakereye açık olduğunu da sık sık yinelemesi, tansiyonun artmasına karşın diplomatik kanalların da açık tutulduğu bir strateji izlenebileceğini gösteriyor.
Öte yandan, ABD iç siyasetinde seçimler yaklaşırken Trump'ın İran'a yönelik sert söyleminin seçmen tabanını konsolide etme amacı da taşıyabileceği yorumları yapılıyor. Başkan, özellikle İran'la nükleer anlaşmanın yeniden müzakere edilmesi konusunda kararlı olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Olası bir ABD-İran çatışması, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri altüst edebilir. Bölgedeki ABD müttefikleri özellikle İsrail ve Suudi Arabistan, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzundan duydukları rahatsızlığı sıkça dile getiriyor. Washington'un askeri bir seçeneğe yönelmesi, bu ülkeler tarafından desteklenebilir ancak aynı zamanda bölgesel bir savaş riskini de beraberinde getiriyor.
İran ise olası bir ABD saldırısına karşı misilleme yapabileceği uyarısında bulunuyor. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel petrol fiyatlarını ve tedarik zincirlerini doğrudan etkileyecek bir hamle olarak görülüyor. Ayrıca, İran'ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçleri aracılığıyla ABD ve müttefiklerine yönelik asimetrik saldırıları artırabileceği değerlendiriliyor.
Küresel ölçekte ise Çin ve Rusya'nın olası bir çatışmaya karşı tutumu merak ediliyor. Her iki ülke de İran'la yakın ilişkiler içerisinde ve Washington'a karşı diplomatik destek sağlayabilir. BM Güvenlik Konseyi'nde olası bir yaptırım veya askeri operasyon kararının veto edilmesi muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la kara sınırına sahip olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkilenecektir. Olası bir ABD-İran çatışması, Türkiye'nin güneydoğu sınırlarında güvenlik riskini artırabilir. Ayrıca, bölgede artacak istikrarsızlık, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığını ve terörle mücadele operasyonlarını zorlaştırabilir. Ekonomik açıdan ise petrol fiyatlarındaki olası yükseliş, enerji ithalatçısı olan Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı oluşturabilir. Ankara'nın, hem Washington hem de Tahran'la diyaloğu sürdürerek krizin diplomasi yoluyla çözülmesini teşvik etmesi beklenir.