Lübnan'ın güneyinde Perşembe günü İsrail ordusu tarafından açılan ateş sonucu ikisi sağlık görevlisi olmak üzere üç kişi yaralandı. Tel Aviv yönetimi, ABD'nin arabuluculuğunda varılan çerçeve anlaşmasına rağmen günlük ihlallerine devam ediyor. Lübnan devletine ait Ulusal Haber Ajansı (NNA), Suriye uyruklu bir kişinin İsrail askerlerinin ateşiyle bacağından vurulduğunu, saldırıda iki sağlık görevlisinin de yaralandığını duyurdu. Olay, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki ihlallerinin son örneği olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Lübnan arasında Kasım 2024'te varılan ateşkes anlaşması, tarafların birbirlerine yönelik saldırılarını durdurmasını öngörüyordu. Ancak İsrail, anlaşma sonrasında Lübnan'ın güneyinde hava sahası ihlalleri, karadan sızma girişimleri ve zaman zaman ateş açma gibi eylemlerle anlaşmayı ihlal etmekle suçlanıyor. Lübnan hükümeti, İsrail'in bugüne kadar anlaşmaya aykırı en az 1.500 ihlalde bulunduğunu iddia ediyor. BM barış gücü UNIFIL ise, bölgede gerginliğin sürdüğünü ve her iki tarafın da anlaşmaya tam uyum sağlamadığını belirtiyor. Son saldırıda yaralanan sağlık görevlilerinin, sivil bir sağlık ekibine ait olduğu ve rutin bir görev sırasında hedef alındığı bildirildi.
İsrail ordusu, olayla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmazken, Lübnan Başbakanı Necip Mikati saldırıyı şiddetle kınadı. Mikati, yaptığı açıklamada, “Bu uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve İsrail'in ateşkes anlaşmasına bağlı olmadığını göstermektedir” dedi. Hizbullah ise henüz doğrudan bir misilleme çağrısında bulunmadı, ancak hareketin sözcüsü, “düşmanın provokasyonlarına karşı uyanık olunması” uyarısı yaptı.
Bölgesel veya küresel boyut
Lübnan-İsrail sınırındaki gerginlik, sadece iki ülke arasında değil, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. İran destekli Hizbullah'ın varlığı, bu bölgeyi potansiyel bir çatışma alanı haline getiriyor. ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşması, taraflar arasında kalıcı bir barışın tesis edilmesi için kritik öneme sahip. Ancak İsrail'in anlaşmayı ihlal ettiği iddiaları, bu çabaları baltalıyor. BM Güvenlik Konseyi, konuyu gündemine almayı değerlendirirken, bölgede yeni bir savaşın patlak vermesinden korkuluyor. Özellikle İsrail'in Gazze'deki operasyonları ve İran'la yaşanan nükleer gerilim, Lübnan cephesinde de bir yangının çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Uluslararası toplum, İsrail'i anlaşmaya saygı göstermeye çağırırken, Lübnan ise egemenlik haklarının ihlal edildiğini savunuyor. Bu tür küçük çaplı saldırılar, ileride büyük bir çatışmanın kıvılcımını oluşturabilir. Bölgesel güçlerin ve küresel aktörlerin bu krize müdahale etmemesi halinde, Orta Doğu'da yeni bir şiddet sarmalının başlangıcı yaşanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail gerginliği, Türkiye'nin bölgesel güvenlik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, Lübnan'ın istikrarını kendi ulusal güvenliği açısından önemli görmekte ve ülkenin toprak bütünlüğünü desteklemektedir. İsrail'in ateşkes ihlalleri, bölgede yeni bir çatışma riskini artırarak Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını ve güvenlik stratejilerini tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek göz önüne alındığında, bu tür gelişmeler Ankara'nın İsrail karşıtı söylemini güçlendirebilir. Türkiye'nin bölgesel etkinliğini korumak için Lübnan ve Hizbullah ile diplomatik ilişkilerini sürdürmesi ve BM nezdinde ihlallere karşı girişimlerde bulunması beklenmektedir. Bu olay, Türk dış politikasının Orta Doğu'daki hassas dengeleri gözeterek hareket etmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.