ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe öğleden sonra Oval Ofis'te gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'la 'savaşı bitiren büyük bir anlaşma' sağlandığını duyurdu. Bu açıklama, Trump'ın aynı sabah sosyal medyada yaptığı ve ABD'nin İran'a karşı askeri seçenekleri değerlendirdiğini ima eden paylaşımın ardından geldi. Başkanın bu ani dönüşü, en yakın danışmanlarını bile şaşırtırken, anlaşmanın kapsamı ve geçerliliği konusunda uluslararası toplumda büyük bir belirsizlik hakim. Trump, 'çok büyük bir anlaşma' olarak nitelendirdiği mutabakatın ayrıntılarını vermezken, 'detayların önümüzdeki günlerde paylaşılacağını' söyledi.
Ani dönüş ve şüpheler
Trump'ın bu hamlesi, Tahran yönetimiyle yıllardır süren gerginliğin ardından geldi. ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak ayrıldığı nükleer anlaşma (JCPOA) sonrası iki ülke arasındaki ilişkiler dibe vurmuş, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmıştı. Son haftalarda ise ABD'li yetkililer, İran'ın nükleer silah üretimine birkaç hafta kaldığı uyarısında bulunuyordu. Bu bağlamda Trump'ın 'büyük anlaşma' ifadesi, bazı analistlerce 'bir tür ateşkes veya geçici mutabakat' olarak yorumlanırken, kimileri de bunun bir 'diplomatik pazarlık taktiği' olduğunu düşünüyor. Beyaz Saray'dan henüz resmi bir metin veya ayrıntılı açıklama gelmemesi, şüpheleri artırıyor. Özellikle İran Dışişleri Bakanlığı'nın konuyla ilgili sessiz kalması, anlaşmanın henüz olgunlaşmadığına işaret ediyor.
Uzmanlar, Trump'ın her an ters köşe yapabileceği bir tarzı olduğunu hatırlatarak, bu açıklamanın seçim öncesi bir manevra olabileceğine dikkat çekiyor. ABD'de başkanlık seçimlerine kısa bir süre kala, böyle bir anlaşma Trump'ın dış politika başarısı olarak sunulabilir. Ancak anlaşmanın detayları netleşmeden, bunun bir 'başarı' mı yoksa 'blöf' mü olduğu anlaşılamayacak.
Bölgesel ve küresel yankılar
Trump'ın duyurusu, başta Suudi Arabistan ve İsrail olmak üzere bölgesel aktörler arasında endişeyle karşılandı. Riyad ve Tel Aviv, İran'ın nükleer programına karşı sert bir tutum sergilenmesini savunuyor. Öte yandan Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, olası bir anlaşmayı memnuniyetle karşılasa da, detayları görmeden temkinli yaklaşıyor. Uluslararası piyasalarda ise petrol fiyatları bu haberle birlikte düşüş eğilimi gösterdi; yatırımcılar, anlaşmanın İran'ın petrol ihracatını artırabileceği ihtimalini fiyatlamaya başladı. Ancak anlaşmanın kapsamı ve uygulama takvimi belirsizliğini koruduğu için piyasalardaki bu hareketler geçici olabilir.
İran'ın bu anlaşmaya ne kadar istekli olduğu da merak konusu. Tahran yönetimi, ABD'nin JCPOA'dan çekilmesi ve ardından uygulanan yaptırımlar nedeniyle ekonomik olarak zor durumda. Ancak İran'ın nükleer kazanımlarından vazgeçmesi, iç politikada tepki çekebilir. Bu nedenle, anlaşmanın İran için de bir 'kazan-kazan' formülü olması gerekiyor. Tüm bu belirsizlikler, Trump'ın 'büyük anlaşma' sözünün ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la nükleer müzakerelerde genellikle diplomatik çözümü desteklemiş, komşusu İran'ın izole edilmesine karşı çıkmıştır. Bu nedenle Trump'ın duyurduğu anlaşma, eğer gerçekçi ve kapsamlıysa, Ankara tarafından olumlu karşılanabilir. Zira İran'a yönelik yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaretini olumsuz etkilemektedir. Anlaşma, enerji fiyatlarında düşüşe yol açarak Türkiye'nin cari açığına katkı sağlayabilir. Ayrıca İran'la normalleşme, Suriye ve Kafkaslar'da iş birliğini artırabilir. Ancak anlaşma açıklanana kadar Ankara'nın temkinli bir bekleyişte olması beklenir. ABD-İran yakınlaşması, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını genişletebilir.