ABD yönetimi, İran ile yeni bir nükleer müzakere turunun başladığı İsviçre'de, birbirine taban tabana zıt iki mesaj gönderdi. Başkan Yardımcısı JD Vance, İran'a müzakere masasında “uzatılmış bir el” sunarken, Başkan Donald Trump, askeri harekatın hala masada olduğunu vurgulayarak Tahran'ı bombalamakla tehdit etti. Bu bölünmüş mesaj, ABD'nin İran'a karşı izlediği stratejideki derin çelişkileri gözler önüne seriyor.
ABD'den İki Farklı Ses: Vance Müzakere Çağrısı Yaptı, Trump Bombardıman Sinyali Verdi
Başkan Yardımcısı JD Vance, Perşembe günü yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer programı konusunda diplomatik bir çözüm bulmak istediklerini belirtti. “Biz müzakereye hazırız. İran'ın uzatılmış bir el gördüğünü umuyorum” ifadelerini kullanan Vance, yönetimin bir numaralı önceliğinin barışçıl bir anlaşma olduğunu söyledi. Ancak aynı saatlerde Başkan Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İran anlaşmaya yanaşmazsa, eşi benzeri görülmemiş bir bombardımanla karşı karşıya kalacak” tehdidinde bulundu. Trump'ın bu açıklaması, özellikle İsviçre'deki müzakerelerin başlamasına saatler kala geldi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Trump'ın tehditlerine tepki göstererek “Bombalama tehditleri yeni değil, ancak bu tür açıklamalar müzakere ortamını zehirler” dedi. Kenani, İran'ın müzakere masasında olacağını ancak hiçbir baskıya boyun eğmeyeceklerini vurguladı. İsviçre'nin Cenevre kentinde başlayan görüşmelere, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ediyor.
Nükleer Müzakerelerin Geçmişi ve Bugünkü Kapsamı
ABD ile İran arasındaki nükleer görüşmeler, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) 2018'de Trump'ın tek taraflı çekilmesiyle rafa kalkmasının ardından yeniden başlatılmıştı. Biden döneminde dolaylı olarak yürütülen müzakereler, Trump'ın yeniden seçilmesiyle birlikte doğrudan görüşmelere dönüştü. İran, şu anda uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkarmış durumda; bu, silah seviyesi olan yüzde 90'a oldukça yakın. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın nükleer faaliyetlerini tam olarak denetleyemediğini bildiriyor.
Trump'ın “maksimum baskı” politikası, İran'a yönelik yaptırımları daha da artırmış durumda. Ancak analistler, Vance'in daha ılımlı dilinin, yönetim içinde bir çatlak olduğu yorumlarına yol açtığını belirtiyor. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, iki açıklama arasında bir çelişki olmadığını savunarak “Başkan her zaman diplomasiyi tercih eder, ancak gerektiğinde güç kullanma seçeneğini de masada tutar” dedi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD-İran gerilimi, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu'yu etkiliyor. İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmesine karşı olduğunu açıkça belirtirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de gelişmeleri yakından izliyor. İran'ın olası bir askeri harekat karşısında Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel petrol fiyatlarını istikrarsızlaştırabilir. Öte yandan Rusya ve Çin, ABD'nin İran'a yönelik tek taraflı yaptırımlarını eleştiriyor ve diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. Avrupa Birliği ise, arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye için doğrudan güvenlik ve enerji riski taşıyor. Türkiye, İran'dan doğalgaz ithal ediyor ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi milyar doları buluyor. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güney ve doğu sınırlarında istikrarsızlık yaratabilir. Ayrıca Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda diplomatik çözümden yana olduğunu defalarca belirtti. Ankara, bu süreçte hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarak, bölgesel bir krizi önlemeye çalışacaktır. Ancak Trump'ın tehditleri, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve sınır güvenliği açısından alarm zillerini çaldırıyor.