ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada İran'a yönelik dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Trump, ABD'nin ara seçimlerin ardından İran ile bir anlaşma yapabileceğini belirtirken, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması durumunda çok daha sert askeri adımlar atabileceği uyarısında bulundu. Trump, "İran ile anlaşma yapabiliriz, ancak anlaşma olmazsa onları yok edebilirim" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Tahran yönetimine yönelik en doğrudan tehditlerden biri olarak kayda geçti.
Trump'ın BM konuşması: İran'a yönelik tehdit ve diplomasi mesajı
ABD Başkanı Donald Trump, New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, İran'a yönelik sert bir dil kullandı. Trump, konuşmasının büyük bir bölümünü İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine ayırdı. ABD'nin 2015 yılında imzalanan ve daha sonra tek taraflı olarak çekildiği İran nükleer anlaşmasına atıfta bulunan Trump, anlaşmanın yetersiz olduğunu savundu. Trump, "İran rejimi, nükleer silah peşinde koşmaya devam ederse, bölge ve dünya için büyük bir tehdit oluşturacaktır. Biz bu tehdidi ortadan kaldırmak için gereken her şeyi yapmaya hazırız" dedi. Trump'ın konuşması, ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasının bir uzantısı olarak yorumlandı.
Trump, konuşmasında ayrıca İran halkına da seslenerek, "İran halkı, sizin yanınızdayız. Sizin refahınızı ve özgürlüğünüzü istiyoruz. Ancak mevcut rejim, sizi izole etmeye devam ediyor" ifadelerini kullandı. Bu sözler, Tahran yönetimini hedef alan bir rejim değişikliği çağrısı olarak algılandı. Trump, İran'ın Orta Doğu'daki vekil güçleri üzerinden yürüttüğü faaliyetleri de kınadı ve "İran, Suriye, Yemen, Lübnan ve Irak'ta istikrarsızlık yaratıyor" dedi.
ABD Başkanı'nın açıklamaları, Tahran'dan henüz resmi bir yanıt almadı. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Trump'ın konuşmasını "psikolojik savaş" olarak nitelendirdi ve "ABD'nin tehditleri, İran'ın kararlılığını artırmaktan başka işe yaramaz" dedi. İran Devrim Muhafızları Komutanı da Trump'ın sözlerine sert tepki göstererek, "ABD, İran'a saldırmaya cesaret edemez. Eğer ederse, bölgedeki tüm ABD üslerini vururuz" tehdidinde bulundu.
Bölgesel ve küresel yansımalar: Orta Doğu'da gerilim tırmanıyor
Trump'ın açıklamaları, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da gerginleştirdi. ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası, son aylarda Körfez'de tanker saldırıları ve insansız hava aracı düşürülmesi gibi olaylarla somutlaşmıştı. Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatını sıfırlamayı hedefleyen yaptırımları sürdürüyor. Bu yaptırımlar, İran ekonomisini ciddi şekilde sarsmış durumda. İran riyali tarihi düşük seviyelere gerilerken, ülkede enflasyon ve işsizlik artıyor.
Uluslararası kamuoyu, Trump'ın tehditkâr söyleminin bölgesel bir savaşa yol açabileceğinden endişeli. Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaptı. Rusya ve Çin, ABD'nin tek taraflı baskı politikasını eleştirerek, İran nükleer anlaşmasının korunması gerektiğini vurguladı. BM Genel Sekreteri de, "Diplomasiye şans verilmesi gerektiğini" söyledi. Ancak Trump'ın "seçim sonrası anlaşma" sinyali, diplomatik bir kapı aralayabilir. ABD'de 6 Kasım'da yapılacak ara seçimler, Trump'ın İran politikasını etkileyebilir. Seçimlerde Kongre'nin kontrolünü kaybetmesi durumunda Trump'ın elinin zayıflayabileceği belirtiliyor.
İran ise, ABD'nin baskılarına rağmen nükleer programını sürdürme kararlılığında. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, "ABD ile ancak karşılıklı saygı çerçevesinde görüşürüz. Tehditlerle masaya oturmayız" demişti. İran, Avrupa ülkeleriyle nükleer anlaşmayı kurtarma çabalarını sürdürüyor. Ancak ABD yaptırımları nedeniyle Avrupa şirketleri İran'dan çekilmek zorunda kalıyor.
Askeri uzmanlar, Trump'ın "yok etme" tehdidini abartılı bulsa da, ABD'nin İran'a yönelik askeri bir operasyon düzenleme kapasitesine sahip olduğunu belirtiyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı oldukça geniş: Katar'daki El Udeyd Hava Üssü, Bahreyn'deki 5. Filo ve Kuveyt'teki kara birlikleri. Ancak olası bir savaşın bölgeyi istikrarsızlaştıracağı ve küresel petrol fiyatlarını fırlatacağı endişesi hâkim.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırına sahip ve iki ülke arasında önemli ticari ilişkiler var. ABD yaptırımları, Türkiye'nin İran'dan doğal gaz ve petrol alımını zorlaştırıyor; Türkiye, yaptırımlara rağmen İran ile ticaretini sürdürme çabasında. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin enerji güvenliğini riske atar ve bölgesel istikrarsızlığı artırır. Ayrıca, İran'daki gelişmeler, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını da etkiler. Türkiye, hem ABD hem de İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Bu gerilimde Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenmesi muhtemel. Ancak ABD'nin sert tutumu, Türkiye'nin manevra alanını daraltabilir.