Eski Beyaz Saray danışmanı ve TWG Global Yönetici Ortağı Amos Hochstein, ABD'nin İran'la yürüttüğü müzakerelerdeki pazarlık gücünün, ülkenin Stratejik Petrol Rezervi (SPR) stoklarının tükenmesiyle birlikte ortadan kalkacağını belirtti. Hochstein'a göre bu durum, en geç Temmuz ayının ortasında gerçekleşebilir. Bloomberg'e konuşan Hochstein, ABD'nin elindeki en önemli kozun ham petrol rezervleri olduğunu ve bunların azalmasıyla İran'ın müzakere masasında daha güçlü bir konuma geçeceğini ifade etti.
SPR'nin Kritik Rolü ve Zamanlaması
ABD Stratejik Petrol Rezervi (SPR), ülkenin enerji güvenliğinin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Mevcut verilere göre SPR'de yaklaşık 370 milyon varil ham petrol bulunuyor. Ancak Biden yönetimi, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası artan enerji fiyatlarını dengelemek amacıyla rekor seviyede SPR satışı gerçekleştirdi. Bu durum, rezervlerin tarihsel ortalamaların altına düşmesine yol açtı. Hochstein, ABD'nin İran'la nükleer anlaşma müzakerelerinde elini güçlendiren en önemli faktörün, İran ham petrolüne alternatif yaratabilecek SPR kapasitesi olduğunu vurguluyor. Temmuz ortasına kadar rezervlerin kritik seviyelere inmesiyle birlikte, ABD'nin İran'a karşı elindeki en etkili yaptırım aracı da işlevsiz hale gelecek.
Hochstein'ın uyarıları, Trump döneminde başlatılan 'maksimum baskı' politikasının sürdürülebilirliği konusunda da soru işaretleri yaratıyor. Eski başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik sert yaptırımları, Tahran'ın nükleer programını sınırlamaya zorlamayı hedefliyordu. Ancak Hochstein, mevcut SPR seviyeleriyle bu politikayı yürütmenin giderek zorlaştığını savunuyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verileri de bu görüşü destekler nitelikte: 2022'de 180 milyon varil SPR satışı yapılırken, 2023'te bu miktar 150 milyon varile yaklaştı. Bu hızlı tükeniş, acil durumlar için tutulması gereken minimum 300 milyon varil seviyesinin altına inilmesi riskini doğuruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'la müzakerelerdeki bu yeni denklem, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir. İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlikler, petrol fiyatlarının yukarı yönlü hareket etmesine neden olurken, ABD'nin pazarlık gücünün zayıflaması İran'a daha fazla manevra alanı sağlayabilir. Özellikle Çin ve Rusya gibi ülkelerin İran'la enerji işbirliğini artırması, ABD yaptırımlarının etkinliğini sorgulatıyor. Hochstein'ın analizi, İran'la olası bir anlaşmanın zamanlamasının tamamen SPR'nin durumuna bağlı olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, SPR'nin azalmasının ABD'yi İran'a karşı daha esnek politikalar izlemeye itebileceğini düşünüyor. Öte yandan, Cumhuriyetçi Parti kanadı, Biden yönetiminin SPR'yi siyasi amaçlarla kullanmasını eleştiriyor. Eski Başkan Trump, sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı açıklamada, "Biden, SPR'yi tüketerek ülkemizi enerji krizine sürüklüyor. İran'a boyun eğmekten başka çaremiz kalmayacak" ifadelerini kullanmıştı. Bu tartışmalar, ABD başkanlık seçimleri öncesinde enerji politikasını yeniden gündemin üst sıralarına taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la doğal gaz ve petrol ticaretinde önemli bir ortak konumunda. ABD'nin İran'la müzakerelerde elinin zayıflaması, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından iki ucu keskin bir kılıç. Bir yandan İran'ın daha güçlü bir müzakere pozisyonu elde etmesi, Türkiye'nin ithalat fiyatlarını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, ABD yaptırımlarının gevşemesi, Türkiye'nin İran'dan enerji alımını kolaylaştırabilir. Ancak Washington'un olası bir anlaşmada Türkiye'ye yönelik ek talepleri (İran'la mali işlemlerin sınırlandırılması gibi) Ankara'yı zor durumda bırakabilir. Türkiye'nin, SPR krizini hem enerji diplomasisini çeşitlendirmek hem de bölgesel dengeleri korumak için bir fırsat olarak değerlendirmesi mümkün.