ABD Başkanı Donald Trump, 4 Nisan Cuma günü yaptığı açıklamada, ulusal güvenlik ekibini Beyaz Saray’ın Durum Odası’nda toplayarak İran ile ABD arasında varılan anlaşma konusunda nihai kararını vereceğini duyurdu. Trump, görüşmenin ardından anlaşmayı onaylayıp onaylamayacağına veya ek şartlar talep edip etmeyeceğine karar verecek. Bu gelişme, haftalardır süren müzakerelerin ardından geldi ve küresel piyasalarda yakından takip ediliyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Müzakere Süreci
ABD ile İran arasındaki müzakereler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) 2018’de Trump tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin ardından yeniden başlatılmıştı. Müzakere süreci, Biden yönetimi döneminde başlamış ve Trump’ın yeniden seçilmesiyle ivme kazanmıştı. Taraflar, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılması konularında anlaşmaya varmıştı. Ancak Trump, kampanya döneminde İran’a karşı daha sert bir tutum izleyeceğini belirtmişti.
Beyaz Saray yetkililerine göre, toplantıda Savunma Bakanı Pete Hegseth, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz ve İstihbarat Direktörü John Ratcliffe yer alacak. Trump’ın ekibi, anlaşmanın askeri, ekonomik ve stratejik etkilerini değerlendiriyor. Anlaşma metninde, İran’ın nükleer programının 10 yıl boyunca sınırlandırılması ve IAEA’nın ani denetimlerine izin verilmesi gibi maddeler bulunuyor. Karşılığında, ABD ve müttefikleri petrol ihracatına uygulanan yaptırımları hafifletecek ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmını serbest bırakacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın akıbeti, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu’nun güvenlik mimarisini etkileyecek. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmaya şiddetle karşı çıkarak İran’ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla tehdit oluşturmaya devam ettiğini savunuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise ihtiyatlı bir şekilde anlaşmayı destekliyor. Küresel ölçekte, anlaşmanın onaylanması petrol fiyatlarını aşağı çekebilirken, reddedilmesi İran’ın nükleer faaliyetlerini hızlandırmasına ve bölgesel gerilimi tırmandırmasına yol açabilir.
Trump’ın kararı, 2026 ara seçimleri öncesinde iç politikada da yankı uyandıracak. Anlaşma karşıtı Cumhuriyetçi kanat, Trump’ı anlaşmayı kabul etmemesi için sıkıştırırken, bazı ılımlı Demokratlar anlaşmanın onaylanmasının diplomasiye alan açacağını savunuyor. Avrupa Birliği ve Çin ise anlaşmanın sürdürülmesi için Trump’a baskı yapıyor; AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, anlaşmanın küresel güvenlik için hayati olduğunu vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki anlaşmanın akıbeti, Türkiye’nin enerji güvenliği ve sınır güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Anlaşmanın onaylanması, İran’a uygulanan yaptırımların hafiflemesiyle Türkiye’nin doğalgaz ve petrol tedarikinde çeşitlilik sağlayabilir. Ayrıca, İran’la ticaretin normalleşmesi, Türkiye’nin Orta Asya ve Kafkaslar’a açılan koridorunu güçlendirebilir. Ancak anlaşmanın reddedilmesi, İran’ın nükleer faaliyetlerini hızlandırmasına ve bölgesel istikrarsızlığa yol açabilir; bu da Türkiye’nin sınırlarında yeni bir göç dalgası ve güvenlik tehdidi oluşturabilir. Türkiye, bu denklemde hem diplomasiyi destekleyen hem de kendi enerji ve güvenlik çıkarlarını korumak zorunda olan bir aktör olarak öne çıkıyor.