ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerde gündeme gelen deniz taşımacılığı ve sevkiyat ücretlerine ilişkin düzenlemeyi 'kabul edilemez' olarak nitelendirdi. Trump, 'Bunu onlar için yaparsanız, diğer ülkeler için de yapmak zorunda kalırsınız ve bu oyunun kurallarını tamamen değiştirir' ifadelerini kullandı. Başkan'ın bu açıklaması, uluslararası camiada ticari dengeleri etkileyecek potansiyel bir gelişme olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya) arasında süren nükleer müzakerelerde son haftalarda ticari ve mali konular ön plana çıkmıştı. Özellikle deniz yoluyla yapılan petrol ve diğer emtia sevkiyatlarında uygulanan ücret tarifeleri, taraflar arasında anlaşmazlık noktalarından biri haline gelmişti. Trump yönetimi, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında Tahran'ın nükleer programını sınırlandırmasını öngören bir anlaşmaya sıcak bakmakla birlikte, sevkiyat ücretleri gibi teknik detaylarda taviz verilmesine karşı çıkıyor. Başkan'ın sözleri, müzakerelerde ABD'nin elini güçlendirmeye yönelik bir hamle olarak değerlendirilirken, İran tarafı henüz resmi bir yanıt vermedi.
Uzmanlara göre, sevkiyat ücretleri konusu özellikle petrol ihracatında kilit önem taşıyor. İran'ın ham petrol sevkiyatlarında uygulanan navlun bedelleri, mevcut yaptırımlar nedeniyle yüksek sigorta primleri ve lojistik maliyetlerle birlikte anlamlı bir kalem oluşturuyor. Eğer anlaşma kapsamında bu ücretlerde indirim veya esneklik sağlanırsa, İran'ın petrol gelirleri önemli ölçüde artabilir. Ancak Trump'ın bu hamlesi, ABD'nin bu alanda taviz vermeyeceğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran nükleer anlaşması, yalnızca iki ülke arasında değil, tüm Orta Doğu ve küresel enerji piyasaları açısından belirleyici bir rol oynuyor. Anlaşmanın sağlanamaması halinde İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine devam etmesi, bölgede yeni bir krizi tetikleyebilir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer silah sahibi olmasından endişe ederken, İsrail de anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyor. Trump'ın sevkiyat ücretleri konusundaki sert tutumu, anlaşmaya varılmasını zorlaştıracak bir etken olarak görülüyor. Öte yandan, küresel petrol piyasaları bu gelişmelere hassas bir şekilde tepki veriyor; anlaşma beklentileri petrol fiyatlarını düşürürken, kriz ihtimali fiyatları yukarı çekiyor.
ABD iç siyasetinde de anlaşma tartışmaları sürüyor. Cumhuriyetçi Parti içindeki şahin kanat, İran'a verilecek her türlü tavize karşı çıkarken, Demokratlar ve bazı Avrupalı müttefikler anlaşmanın tamamlanmasından yana. Trump'ın bu açıklaması, seçim öncesi dönemde şahin duruşunu pekiştirme amacı taşıyor olabilir. Ancak bu tutum, müzakerelerin tıkanmasına ve İran'ın nükleer programında daha ileri gitmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 535 kilometrelik kara sınırına sahip olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle nükleer müzakerelerden doğrudan etkileniyor. Trump'ın sevkiyat ücretlerine itirazı, anlaşmanın gecikmesi halinde Türkiye'nin enerji tedarik maliyetlerinin yüksek kalmasına neden olabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların sürmesi, Türk şirketlerinin İran'la ticaretini zorlaştırıyor. Bölgesel istikrar açısından, anlaşma sağlanamazsa İran'ın nükleer silah geliştirme riski artacak ve bu da Türkiye'nin güvenlik politikalarını etkileyecektir. Ankara, bu süreçte hem Washington hem de Tahran'la dengeli bir diplomasi yürütmeye çalışıyor.