ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerde olası bir anlaşmanın Kongre onayına sunulmasına sıcak baktığını ifade etti. Trump, Beyaz Saray'da gazetecilerle yaptığı kısa sohbette, "Kongre'nin sürece dahil olmasından rahatsız olmam," dedi. Açıklama, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmayı amaçlayan görüşmelerde kritik bir haftaya denk geldi. Trump yönetimi, Tahran'ın nükleer programına karşı maksimum baskı politikasını sürdürürken, son haftalarda diyalog sinyalleri vermişti. Anlaşmanın Kongre'ye gönderilmesi, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat milletvekillerinin söz sahibi olmasını sağlayacak.
Gelişmenin Arka Planı: Maksimum Baskıdan Müzakere Masasına
Trump yönetimi, 2018'de Obama dönemi İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekildikten sonra Tahran'a yönelik sert yaptırımları artırmıştı. Ancak bu politikalar, İran'ı nükleer faaliyetlerini sınırlandırmaya ikna edemedi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) raporlarına göre, İran uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a yaklaştırarak anlaşma öncesi dönemi aştı. Bu durum, hem bölgesel gerginliği tırmandırdı hem de ABD'li yetkilileri alternatif arayışlara itti. Trump'ın son açıklamaları, Kongre'nin sürece dahil edilmesiyle daha geniş bir mutabakat sağlanabileceğine işaret ediyor. Uzmanlar, bu hamlenin özellikle 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Trump'ın dış politika siciline olumlu bir katkı olarak görülebileceğini belirtiyor.
İran tarafı ise henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak Tahran yönetimi, daha önceki açıklamalarında, anlaşmanın Kongre'den geçmesinin bağlayıcılık açısından olumlu olabileceğini ima etmişti. Zira 2015 JCPOA, Kongre onayından geçmediği için yürütme emri niteliğindeydi ve Trump'ın tek taraflı çekilmesiyle sona ermişti. Yeni anlaşmanın Kongre'den geçmesi, gelecekteki başkanların anlaşmadan çekilmesini zorlaştırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Diplomatik Çabaların Yeniden Şekillenmesi
Trump'ın bu çıkışı, Ortadoğu'da dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler, İran'ın nükleer programına karşı sert önlemler alınmasını savunurken, Avrupalı müttefikler diplomasiye ağırlık verilmesini istiyor. Fransa, Almanya ve İngiltere, JCPOA'nın yeniden canlandırılması için kapsamlı bir anlaşma çağrısı yapıyor. Trump'ın Kongre'yi dahil etme fikri, bu ülkeler tarafından olumlu karşılanabilir, çünkü anlaşmanın yasal dayanağını güçlendirecek. Öte yandan, Tahran yönetimi, ABD'nin önceki anlaşmadan çekilmesi nedeniyle duyduğu güvensizliği aşmak için somut garantiler talep ediyor. Bu bağlamda, Kongre onayı, İran'ın elini güçlendirecek bir adım olarak değerlendirilebilir. Küresel enerji piyasaları ise olası bir anlaşmanın İran petrol ihracatını serbest bırakabileceği beklentisiyle hareketlenmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran nükleer anlaşmasına diplomatik çözümü destekleyen bir pozisyona sahip. Trump'ın Kongre'yi sürece dahil etme isteği, anlaşmanın sürdürülebilirliğini artırabilir ve bölgesel gerilimi düşürebilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik: İran yaptırımlarının hafiflemesi, doğal gaz ve petrol tedarikinde alternatif alanlar yaratabilir. Ayrıca, İran ile ilişkilerini yönetmekte zorlanan Türkiye, istikrarlı bir komşuyla daha öngörülebilir bir diplomasi yürütebilir. Ancak ABD-İran geriliminin tamamen sona ermemesi, Türkiye'nin hem Washington hem de Tahran ile dengeli bir politika izlemesini gerektiriyor.