ABD Başkanı Donald Trump, İran ile varılan nükleer anlaşmayı 'kayıtsız şartsız teslimiyet' olarak tanımlarken, başkanlık yetkilerinin 'sınırsız' olduğunu öne sürdü. Trump, Axios haber sitesine Perşembe akşamı verdiği mülakatta, anlaşmanın küresel çapta bir ekonomik bunalımı önlemek için müzakere edildiğini belirtti. Görüşmede Trump, 'Bu anlaşma tam anlamıyla bir teslimiyet belgesidir. İstediğimizi aldık ve onlar hiçbir şey alamadı' ifadelerini kullandı. Başkan, görüşme sırasında 'başkanlık gücünün sınır tanımadığını' vurgularken, bu söylem Washington'da endişeyle karşılandı.
Anlaşmanın perde arkası ve piyasalara yansıması
Trump yönetiminin son dönemde İran'la yürüttüğü müzakereler, özellikle ham petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve küresel arz endişeleri nedeniyle yakından takip ediliyordu. Anlaşmanın, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması ve petrol ihracatına yönelik kısıtlamaları kaldırması bekleniyor. Trump, anlaşmayı 'zafer' olarak nitelendirirken, uzmanlar bu tür bir retoriğin piyasalarda kısa vadeli iyimserlik yaratsa da uzun vadede jeopolitik riskleri artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, Trump'ın 'gücün sınırsızlığı' söylemi, ABD'nin uluslararası taahhütlerine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Zira eski başkan Joe Biden döneminde imzalanan bazı anlaşmaların Trump tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi, küresel ticaret ve güvenlik mimarisinde belirsizlik yaratmıştı. Analistler, bu tür açıklamaların ABD'nin güvenilirliğini zedeleyebileceğini ve İran'la olası yeni bir nükleer anlaşma gerektirdiğini belirtiyor.
Küresel ve bölgesel etkiler
İran anlaşması, sadece ekonomik değil, aynı zamanda bölgesel güç dengeleri açısından da kritik öneme sahip. Anlaşmanın Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel aktörler tarafından nasıl karşılanacağı merak ediliyor. Suudi yetkililer daha önce İran'ın nükleer programına yönelik herhangi bir gevşemeyi 'kırmızı çizgi' olarak nitelendirmişti. Trump'ın 'sınırsız güç' söylemi, bu ülkeler nezdinde ABD'nin bölgedeki taahhütlerine dair endişeleri artırabilir.
Avrupa Birliği ise anlaşmanın uygulanabilirliği konusunda temkinli. Brüksel, İran'a yönelik yaptırımların kalkması ve ticaretin normale dönmesi için somut adımlar bekliyor. Trump'ın tek taraflı çıkışları, ABD-AB ilişkilerinde yeni bir gerilim alanı yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la sınır komşusu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal etmesi nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Anlaşmanın petrol fiyatlarını düşürmesi ve İran'la ticaretin önünü açması, Türkiye ekonomisi için olumlu olabilir. Ancak Trump'ın 'gücün sınırsızlığı' retoriği, Ankara-Washington hattında güven bunalımına yol açabilir. Ayrıca, ABD'nin bölgesel politikalarındaki öngörülemezlik, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını etkileyebilir. Bu nedenle, anlaşmanın detayları ve uygulama süreci, Türk dış politikası açısından yakından takip edilmelidir.